Son Dakika Haberler

Firdevs SAk

Firdevs SAk

​Kanser ile beslenme ilişkisi

09 Temmuz 2020
Canınızın her istediğini doğru/yanlış düşünmeden zevk için yiyor, ‘yemek için yaşıyorum, atın ölümü arpadan olsun' cümlelerini kuruyorsanız bu haftaki yazım biraz canınızı sıkabilir. Yapılan çalışmalar yeme alışkanlıklarıyla kansere yakalanma arasında ilişki olduğunu gösteriyor. Yeme alışkanlığı hangi besinden ne kadar yediğinizin yanı sıra besinlerin pişirilmesi ve saklama koşullarıyla da ilişkilendiriliyor. Yiyeceklerin hazırlanması ve pişirilmesi aileden aileye değişiklik gösterirken belirli pişirme yöntemlerini sık kullanan ailelerde belirli kanser çeşitlerinin görülme riski de artıyor.

Bilim insanları bazı besinlerde zararlı maddelerin bulunduğunu, bazı besinlerin ise kanser riskini artırdığını gösteren çalışmalar ortaya koymuşlardır. Yağlı ve yaşlı, koyun, sığır, keçi ve tavuk etleri, sade ve yağlı etten yapılan köfteler, sucuk, salam, sosis, tereyağı, içyağı gibi besinler kanser riskini artırıcı kimyasal maddelerin bulunduğu besinlere örnek olarak verilebilir. Bu örneklerden de anlaşılacağı üzere çevremizdeki zararlı kimyasal maddeler besinlerin yağlı kısımlarında birikiyor. Besinlerdeki yağlı kısım ne kadar iyi temizlenir ve tüketilirse, zararlı kimyasalların da vücuda girişi bir o kadar azalıyor. Kansere davetiye çıkartabilecek bu besinlerin fazla tüketilmesi kanser riskini azaltabilecek besinlerin tüketimini azaltabilir. Bu besinlere; taze sebze ve meyveler, kepeği ve özü ayrılmamış tahıl grupları, kuru baklagiller, yumurta, yoğurt, peynir ve çökelek örnek olarak verilebilir. Kanser riski oluşturabilecek besinlerin yanı sıra, besinlerin pişirilme esnasında oluşan bazı değişiklikler besinlerin yapılarını bozabilir ve kanser yapıcı maddeleri ortaya çıkartabilir. Besinlerin yağda kızartılması, doğrudan ateşte pişirilmesi, tütsülenmesi, tuzlanması nitrit, nitrat gibi kimyasalların eklenerek işlenmesi bazı kanser yapıcı maddelerin oluşmasına sebep olabilir. Bu tür besinlerin çok fazla tüketilmesi mide kanserine davetiye çıkartabilir. Besinlerin aşırı saflaştırılmasıyla da kanserden korumaya yardımcı olan posa ve antioksidan kayıpları görülür. Buğdayın kepeğinin ve özünün alınarak beyaz un haline getirilmesi örnek olarak gösterilebilir. Aşırı saflaştırılmış besinlerin fazla tüketimi ise kalın bağırsak kanserine davetiye çıkartabilir. Besinlerin pişirilme şekillerinin yanı sıra saklanma şartları da bir o kadar önemlidir. Nemli ortam, besinlerde küf oluşumuna sebep olur. Oluşan küflerden bazıları toksin üretir ve bu toksinler karaciğer kanser riskini artırabilir. Ayrıca saklama koşullarına uymamak gıda israfını da ortaya çıkartır. Bunun sonucunda ise bize faydalı olabilecek bir besin, hem sağlığımıza hem de çevremize zararlı hale gelmiş olur.

Unutmayın ki, sağlıklı iken her besinden istediğiniz kadar yiyebiliyor olmanız hayatınızın her döneminde sağlıklı kalacağınız anlamına gelmiyor. Çok çeşitli, yeterli ve dengeli beslenmenin önemi burada da karşımıza çıkıyor. Yeme alışkanlığı kazanarak hangi besinden ne kadar ve nasıl yemeniz gerektiği konusunda yardım almak isterseniz firdevssak92@gmail.com mail adresimden iletişime geçebilirsiniz.

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  • Hayrullah.

    Teşekkürler yeterince aydınlanıyoruz.

    • Cevapla
    • Begen (0)
    • Begenme (0)