Ali Günaydın

Ali Günaydın

​İSTİÂZE – ALLÂH’A SIĞINMAK

20 Kasım 2014

Bütün hataların başında gaflet vardır. Gafletin sebebi ise nefse yenik düşmenin yanında, şeytana aldanmaktır. Şeytan insan için apaçık bir düşmandır. Çünkü o insanı yoldan çıkarmaya ahdetmiştir.

İstiâze: Sığınmak, korunma taleb etmek manasına gelmektedir.

Başta insanlığa rehber olarak gönderilen peygamberlerin, onların izinden giden sâlihlerin ve örnek şahsiyetlerin yalvarma ve yakarışlarında da görüldüğü üzere; fıtratıyla uyumlu olma ve özüyle çelişmeme arzusu, insan için en büyük sığınma sebebidir.

İnsanoğlu için kendini kaybetmesinden, yolunu şaşırmasından, azgınlık ve taşkınlığa sürüklenmesinden daha büyük bir tehlike yoktur.

Yüce Allâh (CC) bir çok âyet-i kerîme’sinde, Hz. Peygamber (SAV) de bir çok hadîs-i şerîf’lerinde bizleri istiâze konusunda uyarmışlardır.

İztiâze konusunda ilk uyarılan da tabîî ki Hz. Âdem (AS) ve Hz. Havvâ’dır.

Allâh (CC)’ın uyarısına rağmen Hz. Âdem ve Hz. Havvâ, şeytanın asılsız telkinlerine aldanarak hataya düşmüşlerdi. Ancak, baş başa kaldıklarında çaresizlik içersinde hemen hatadan dönüp Rab’lerine iltica ederek şöyle sığınmışlardı:

“Dediler ki: Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.” (A’râf, 7/23)

Daha sonra Hz. Yusuf (AS) ve Hz. Mûsâ (AS)’ın da bir takım şerlerden Allâh’a sığındıkları Kur’ân’da anlatılmaktadır. Nihayet Yüce Allâh (CC) Hz. Peygamber (SAV)’e de şeytandan korunmak için kendisine sığınmasını sıklıkla tembihlemektedir. Dolayısıyla bu uyarılar, Hz. Peygamber (SAV)’in şahsında bizlere yapılmaktadır. İlgili bir kaç âyet meâli şöyledir:

“Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni ayartmaya çalışırsa, hemen Allâh’a sığın. Çünkü o hakkıyla işitendir. Hakkıyla bilendir.” (Fussilet, 41/36)

“De ki: Yâ Rabbi! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım. Onların bana yaklaşmalarından da sana sığınırım.” (Mü’minûn, 23/97-98)

Hz. Peygamber (SAV) Muavvizetân (İki sığınma sûresi) olarak bilinen Felâk ve Nâs sûrelerini okuyarak Allâh’a sığınmayı prensip edinmiş, yatmadan önce mutlaka okuduğu gibi, yakınlarına ve aynı zamanda biz ümmetine de tavsiye etmiştir. Bu iki sûrenin meâli şöyledir:

“De ki: Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin (hased eden hasedcinin) şerrinden sabahın rabbine sığınırım.” (Felâk, 113/1-5)

“De ki: İnsanların kalplerine vesvese sokan, pusuya çekilen cin ve insan şeytanının şerrinden insanların Rabbine, insanların Melîk’ine, insanların İlâh’ına sığınırım.” (Nâs, 114/1-6)

Dikkat edilirse Nâs Sûresi’nde cin ve insan şeytanı tabiri geçmektedir. Burada cin ve şeytandan sonra en büyük şerrin insanlar tarafından da gelebileceğine işaret vardır. Çünkü insan hayır ve şer hususunda da geniş bir irade gücüne sahiptir. Bu sebeble günlük hayatımızda “Şeytana pabucu ters giydirir” sözü kullanılmaktadır.

Hz. Peygamber (SAV), öfke halinde ne yapayım Yâ Rabbi! Diye münâcâtta bulununca Yüce Allâh (CC) şöyle buyurmuştur:

“Eğer şeytan seni kışkırtacak olursa, hemen Allâh’a sığın! Çünkü o işitendir. Bilendir.” (Ârâf, 7/200)

Bu uyarıdan anlıyoruz ki, öfke bir şeytan kışkırtmasıdır. Öfkelendiğimiz zaman hemen “Eûzü Billâhimine’ş-şeytani’r-racîm” yani “Kovulmuş şeytandan Allâh’a sığınırım” demeliyiz.

Konumuzu Hz. Peygamber (SAV)’in istiâze ile ilgili mübârek sözlerinde misallerle bitirelim.

“Allâhım! Fakirlikten, yoksulluktan ve zilletten sana sığınırım. Haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan da sana sığınırım.” (Ebû Dâvud, Vitr,32)

“Her tür şeytandan, haşereden, kem nazardan (kötü bakıştan-nazar değmesinden) Allâhın tam kelimelerine (sonsuz irâdesine ve hükmüne) sığınırım.” Dedikten sonra da: “Atanız İbrâhim de bu duâyı, oğulları İsmâîl ile İshâk için de yapardı.” Buyururlardı.

“Allâhım! Kulağımın şerrinden, dilimin şerrinden ve şehvetimin şerrinden sana sığınırım.” (Tirmizî, Deavât, 74)

“Allâhım! Âcizlikten. Tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, ihtiyarlıktan, kabir azabından sana sığınırım. Allâhım! Nefsime takvâsını (sorumluluk bilincini) nasib et ve onu arındır. Allâhım! Huşû duymayan kalpten, doymayan nefisten, fayda vermeyen ilimden ve kabul olunmayan duâdan sana sığınırım.” (Müslim, Zikr,73)

Âyet ve hadîsler bizlere sığınma konusunda en garantili bilgileri vermektedir. Müslümanlar, herhangi bir sıkıntı ile karşılaştıklarında hemen tekke, türbe, muskacı vs. koşmak yerine; Allâh ve Resûlü’nün tavsiyelerine göre hareket etmelidirler. Yoksa sıkıntılar katlanarak artmaya devam eder. Ayrıca günaha girmek de cabası.

Şeytan her kötülüğün, şerrin ve pisliğin kaynağı olduğuna göre, bundan Allâh’a sığınabilirse, en sağlam kaleye sığınmış olur. Aynı zamanda şer ve kötülüğün kaynağını da kurutmuş olur. Huzur ve güven içersinde ebedî saâdete doğru yolculuğuna devam eder.

Yüce Rabbimiz her türlü şerlerden İslâm Ümmetini muhafaza buyursun.


 

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kapat X