Fatih Küt

Fatih Küt

​Dindarlık üzerine

16 Ağustos 2019
Günümüzde üzerinde en çok konuşulan olgulardan biriside dindarlıktır. Özellikle siyasal anlamda kendisine dindar denilen insanların siyasi hareketlerin içerisinde aktif rol alması ile bu konu daha da çok tartışılmaya başlanmıştır. Ülkemizde dindar denilince akla ilk gelen ülkemizin çoğunun dininin İslam olması münasebetiyle islamı iyi yaşayan kişi anlamına gelir. Özellikle ak parti hükümeti ilk iktidara geldiği zaman bu konu çok konuşulmuştur. Peki, dindar kelimesinin anlamı nedir? Onunla başlayalım; dindar, bağlı bulunduğu dinin emir ve yasaklarına hakkıyla uyan, dinine kuvvetle bağlı olup gereklerini yerine getiren kimse demektir. Başka bir ifadeyle dindar, mensubu olduğu dinin inanç, ilke, pratik ve sembollerini içselleştirip bunları tutum ve davranışlarında sergileyen kişidir. Dolayısıyla bir kişinin dindar olduğu vurgulandığında, onun kendi inanç alanı içindeki bireysel gerçeklik durumu hakkında kanaat sahibi olunmaktadır. Gelelim dindarların iktidar olduğu bir parti ne durumda bu konu da genel durumuna bir göz atalım. Ülkemizde dindar bir parti yoktur. İçinde dindar diye tanıtılan insanlar vardır. Çünkü ülkemiz laik bir devlettir. 

Dini bir parti ya da devlet düzeninden bahsedilemez. Onun için dindar olduğu söylenen bir partinin aslında bu mekanizma içinde yapacağı bir şeyde yoktur. Yaklaşık yüz yıldır da bu şekilde devam etmektedir. 
Bu toprakların mayası İslam olmasında rağmen yönetim şekli maalesef laik diye adlandıran ama ne olduğu da bilinmeyen tamamen dış güçlerin yönettiği Kemalist diye adlandırılan acayip bir sitemden ibarettir. Bu güzel ülke ivedi bir şekilde yeni bir anayasa oluşturarak, bu ucube sistemden kurtulmalıdır. Bu yeni sistemin adı yeni büyük Türkiye sistemi olmalıdır. Gelelim biz konumuza, yaklaşık 18 yıldır bu ülkenin yönetimini halkımız ak parti iktidarında vermiştir. Ak partinin iktidar olmasında ekonomik nedenler olduğu gibi başındaki insanların dindar olarak gözükmesi de toplum nazarında büyük etki yapmıştır. Bu dindar gözükme meselesi aslında yöneticilere büyük bir vebal yüklemiştir. Çünkü mensubu bulunduğu dinin adı İslam’dır. Yaptığı her hareket takip edilmiş ve iktidarda bulunduğu sürece de takip edilecektir. Tarih boyunca nice İslam devletleri gelmiş geçmiştir. Yaklaşık olarak baktığımızda devlet başkanları ve diğer yöneticileri, bağlı bulundukları İslam dinine göre hüküm vermiş ve ona göre yaşamışlardır. Peki, akla şu soru gelmektedir: yukarıda da dediğimiz gibi yaklaşık yüz yıldır bu garip yönetim sisteminin içinde dindar insanlar iktidar olunca onlardan ne beklenir. İşte bu soruyu doğru cevaplandırırsak sonuca ulaşmış oluruz. Bizim toplum olarak şu zamana kadar iktidarda olan kendisini dindar olarak tanıtan devlet büyüklerimizden beklentimiz şunlardır:

 Sizler her kesimin yöneticisiyiz deseniz de sizin tabanınız bellidir, Müslüman bir yöneticisiniz o zaman yaptığınız her şey İslami olmak zorundadır, kendinizi kandırmayın.
 Devletin malını mülkünü haramilere heder ettirmeyin. Bu, hem İslam’ın hem de insanlığın gereğidir.
Devleti bir aile şirketi gibi yönetmeyin. Devlet ümmetin, milletin ortak malıdır, bu bilinçle yönetin.
Millet size bir emanet verdi bu emanete hıyanet etmeyin yoksa münafık alameti taşımış olursunuz.
Siz güzel örnek olmak sorundasınız. Liyakat ve emanet sahibi olmayan kişileri yakınınız bile olsa devletin makamlarına getirmeyin.

Bu istekler çok ancak burada hepsini söyleyemeyiz, ancak konumuz dindarlık olduğu için bunları söyleme ihtiyacı hissettik. Dindarlıkla ilgisi olmayan, dini bir ahlak hissetmeyen insanlardan çok bir şey beklemeyiz. Ancak özellikle Müslüman dindarım diyen insanlar, başta adalet olmak üzere tüm dini, insani ve ahlaki vazifeleri yapmak zorundadırlar. Bir zamanlar cumhurbaşkanımız recep tayip Erdoğan Bey dindar bir nesil özleminden bahsetmişti. Çok güzel bir istek ti ancak maalesef şu ana kadar değil dindar gençlik, normal gençlik bile yok günümüzde. Eğitim mekanizması felç olmuştur, gençlik çok kötü durumdadır. Müslüman’ım dindarım diyen insanların çocukları bile sıkıntılı. Sadece istemekle olmuyor demek ki, bir şeyler yapmak gerekir. hem devlet hem millet olarak. Öncelikle eğitim ve aile kurumlarında güzel insanlar yetiştirmek için çaba sarf etmemiz lazım. Ondan sonra biz Müslümanlar olarak güzel örnek olursak İslam’ı yaşarsak o zaman dindar bir nesil oluşur inşallah. Rabbim akıbetimizi hayırlı eylesin. Âmin.

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kapat X