Ali Günaydın

Ali Günaydın

​DECCAL-MEHDΒNİN GELİŞİ-HZ.ÎS’NIN NÜZÛLÜ-MÜSLÜMANLARIN KURTULUŞU !!!-

19 Aralık 2013

Bu yazımızda Deccâl ile ilgili rivayetlerin değerlendirilmesini ele alacağız. Referansımız TDV İslâm Ansiklopedisi’dir. Zira bu ilim külliyâtında konu ile ilgili bütün görüşler ele alınarak değerlendirilmiştir.

Deccâl’e dair hadîsleri açıklamaya çalışan âlimlerin bir kısmı ilgili rivayetler arasında çatışma bulunmadığını iddiâ ederken İbn-i Hâcer El Asklânî ile Ali El Kârî’nin yanı sıra pek çok âlim, rivâyetler arasında bir çatışmanın varlığını kabul etmekle birlikte bunların son tahlille giderilebileceğini savunarak deccâl’in âhir zamanda ortaya çıkacağı ve gökten inecek olan Hz. Îsâ tarafından öldürüleceği görüşünü benimsemiştir.

Aynı âlimler, birden fazla deccâl’in çıkacağını bildiren rivâyetleri de sahih görüp âhir zamandakinden önce bir çok deccâl’in çıkabileceğini söylemişler ve Hz. Ali’nin, kendisine Peygamberlik isnâd eden aşırı şiîlerden Abdullah b. Kurre’yi deccâl olarak nitelendirmesini buna delil göstermişlerdir. Ayrıca Fir’avn ve Nemrut gibi aşırı inkarcıları da deccâller arasında zikretmişlerdir.

                          …

Akâid ve Kelâm âlimlerinin deccâl konusundaki görüşleri farklıdır. Ebû Hanîfe, Ahmed b. Hanbel, Mâturîdî ve Eş’ârî başta olmak üzere Selefiyye, Mâturîdiyye, Eş’âriyye ile Şiâ ve Mûtezîle âlimlerinin çoğunluğu Hz. Peygambere nisbet edilen rivâyetlere dayanarak, âhir zamanda beşer üstü niteliklere sahip bir deccâl’in çıkacağı ve Hz. Îsâ tarafından öldürüleceği görüşünde birleşmişlerdir. Muhtemelen ilk defa Muhammed b. Hüseyin El Acurrî, deccâl ile yahûdîler arasında bağlantı kurmuş, son dönemlerde de M.Reşid Rızâ gibi bazı âlimler bu görüşe katılmışlardır.

Yine muhtemelen ilk defa Ebû Ali El Cübbâî, daha sonra da Tahâvî ile İbn Hazm, deccâlin göstereceği hârikulâde olayların bir aldatmaca olduğunu ve başvurduğu hileleri bilen herkesin benzer olayları gerçekleştirebileceğini söylemişlerdir.

                          …

Çağdaş âlimlerden Mahmud Şeltut, Taftazânî’nin kullandığı ifade tarzından deccâle ilişkin rivâyetleri mutlaka zâhirî manada anlamayı gerekli görmediği sonucunu çıkarmıştır. Taftazânî’nin üstü kapalı bir şekilde de olsa deccâl kavramını yoruma müsâit görmesinin, çağdaş âlimlerin te’vîl kapısını açmalarına yardımcı olduğu söylenebilir. Bunlardan Muhammed Abduh deccâli, İslâm Dîni’nin ortadan kaldırmaya çalıştığı bütün hurâfe, yalancılık ve kötülüklerin sembolü olarak yorumlamıştır.

                          …

Said Nursî ve Muhammed el Belhî’ye göre deccâl, komünizm ve materyalizm, Muhamme Esed’e göre Avrupa medeniyeti, Said Eyyûb’a göre ise Siyonizm olarak yorumlanmalıdır.

Kâmil Miras’a göre deccâl tek bir kişi olmayıp, küfrün sembolüdür ve küfrü yayan herkes deccâldir.

Çağdaş yazarlardan Muhammed Selâme Cebr deccâlin şeytan olduğu kanaatindedir.

Ömer Rızâ Doğrul ise bu konuda oldukça ilgi çekici bir yorum yapmıştır. Ona göre, deccâl fitnesinden korunmak için Hz. Peygamberin Kehf Sûresi’ni (veya ilk on âyetlerini) okumayı tavsiye etmesi anlamlıdır. Zira bu âyetlerde Hz. Îsâ’nın hıristiyanlarca Allâh’ın oğlu olduğuna dair iddialar yer almakta, dolayısıyla deccâl fitnesinin hıristiyanlık akidelerinin yayılması şeklinde anlaşılmasını mümkün kılmaktadır.

                          …

Sonuç olarak: Kur’ân-ı Kerîm’de deccâl ile ilgili hiçbir sarih (açık) ifade bulunmadığı açıktır. Hadîs olarak rivâyet edilen metinlerden elde edilebilecek en belirgin hüküm ise deccâlin, yeryüzünde inkârcılığı yaymaya çalışan, mukaddes değerleri yok sayan ve şer faâliyetlerini destekleyen bir cereyan niteliği taşıdığı açıktır.

Bu cereyanın muhtelif asırlarda temsilcileri olmuş, bundan sonra da olacaktır. Buna göre deccâl, hârika bir varlık, belli bir şahsiyet ve tek bir insan olmaktan çok; her dönemde şerri temsil eden bir tiptir.

Deccâl ile ilgili çeşitli rivâyetlerde yer alan olağan üstü maddî tasvir ve ayrıntılar ya isnâd açısından sahih değildir, yahut râvîlerin sehivlerine (unutmalarına) mâruz kalmış veyâ onların indî yorumlarıyla karışmıştır.

Bu tür rivâyetler tevâtür derecesine ulaşmadığından, ayrıca H.V yüzyıldan îtibâren mecâzî manalarına yorumlanmaları İslâm âlimlerince mümkün görüldüğünden, maddî bir deccâlin varlığını benimsemeyenlere küfür veya dalâlet isnâd etmek doğru değildir.

İşin aslına bakılırsa, madem ki deccâl her türlü şerri ve kötülüğü temsil ediyor, neticede evlerimiz dahil her yerimizi deccâl işgâl etmiş durumdadır.

Kurtuluş ise Kur’ân ve sahih sünnetle hayatlanmaktadır vesselâm.

 

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  • Güven Konyalı

    Bu ilmi tahlil ve gerçekleri su yüzüne çıkaran yazınız için sizi tebrik ediyorum.

    • Cevapla
    • Begen (0)
    • Begenme (0)
Kapat X