Ali Günaydın

Ali Günaydın

​DECCAL-MEHDΒNİN GELİŞİ-HZ.ÎS’NIN NÜZÛLÜ-MÜSLÜMANLARIN KURTULUŞU !!!-

12 Aralık 2013

Deccal: Sözlükte, bir şeyi örtmek, yaldızlamak ve boyamak anlamlarına gelir. Decl kökünden türeyen bir sıfat olup, klasik kaynaklarda; “Ahir zamanda ortaya çıkıp göstereceği hârikulade olaylar sayesinde bazı insanları dalalete sürükleyeceğine inanılan kişi” diye tarif edilir.

Kur’ân-ı Kerîm’de “Deccal” den bahseden âyet yoktur.

Hz. Peygamber (SAV)’e nisbet edilen rivâyetlerde: “Muhatabını aldatmak gayesiyle güzel sözler söyleyen kişi, bir kaşı ve gözü bulunmayan kimse” anlamındaki “MESİH” kelimesiyle birlikte: “El Mesîh’u’d Deccâl” ve “Mesîhu’d Dalâle” şeklinde kullanılmıştır.

Genel başlıktaki konuları ele alırken kullandığımız referans, Ülkemizin Altmışdan fazla seçkin ilim adamlarının tetkikinden geçerek İslâm Ümmeti’nin hizmetine sunulmuş olan “TDV İslâm Ansiklopedisi”dir. Bu devâsâ eser, müslümanların kahir ekseriyetinin haberi bile olmadığı sayısız kaynaklar incelenerek ortaya konulmuş bir ilim külliyatıdır.

Ehl-i Kitâb yani Yahûdî ve Hristiyanlıktaki deccal inancına hiç girmeden, doğrudan İslâm inancındaki Deccal konusunu özetleyerek nakledeceğiz. Merak edenler Ansiklopedideki Deccal maddesine başvurabilirler.

İslâmiyette Deccal: Hadis mecmuâlarındaki bazı rivâyetlere göre deccâl, rüzgar gibi bir hıza sahip olmak, yağmur yağdırıp kurumuş bitkileri yeşertmek, bolluk veya kıtlık îcâd etmek gibi beşer üstü nitelikler taşır. Yanında su ve ateş bulunacaktır. Fakat gerçekte onun suyu, yakıcı ateş; ateşi de tatlı ve soğuk sudur. Kıvırcık saçlı olup, bir gözü kör veya patlamış üzüm tanesi gibidir. Alnında “Kafir” ya da “Kfr” şeklinde bir yazı bulunur.

Gençtir; kızıl, esmer veya beyaz tenlidir. Cisseli ve hetbetli veya kısa boyludur.

Âhir zamanda doğuda, Horasan veya İsfahan’da, Şam’da yahut Şam ile Irak arasındaki bir yerde ortaya çıkıp yeryüzünde kırk gün kalacak, fakat bu günlerden biri, bir yıl, biri bir ay, biri de bir hafta kadar sürecek; diğerleri ise normal günler gibi geçecektir.

Rüzgar gibi hızlı hareket edip yeryüzünü dolaşacak, sadece  Kudüs’e, Mekke ve Medîne’ye giremeyecektir.

Önce peygamberlik, daha sonra da ilâhlık iddiâsında bulunacaktır. Kendisine itaat edenleri cennetine koyacak, karşı çıkanları cehennemine atacaktır. Fakat gerçekte onun cenneti cehennem, cehennemi de cennettir.

Medîne’ye gelince Uhud Dağı’nın eteklerinde bekleyen melekler onu Şam’a yöneltecek ve Şam’da gökten inecek olan Hz. Îsâ tarafından Filistin’in Lûd denilen yerinde öldürülecektir. (Buhârî, Fiten 100-110 İbn Mâce, Fiten 33)

Bazı rivayetlere göre Hz. Peygamber zamanında Medîne’de yaşayan ve kâhinlere benzeyen “İbn SAYYÂD” adındaki yahudî asıllı bir kişinin deccal olduğu düşünülmüştür. (Müsned II, 149; V, 213 Buhârî, Edeb 97 Müslim, Fiten 85-88)

Diğer bazı rivâyetlere göre, hıristiyanların ileri gelenlerinden biri iken, Şam’dan bir heyetle Medîne’ye gelip Müslüman olan Temim ed Dârî yolculuk sırasında arkadaşlarıyla birlikte uğradıkları ıssız bir adada adının “CESSÂSE” olduğunu söyleyen bir hayvanın delâletiyle deccal ile görüştüklerini, elleri ve ayakları zincirle bağlı bulunan deccalin, zamanı gelince ortaya çıkacağını kendilerine söylediğini Hz. Peygamber’e anlatmış, o da deccal hakkında duyduklarının daha önce ashâba söyledikleriyle benzerlik göstermiş olmasından dolayı memnuniyetini ifade etmiştir. (Müslim, Fiten 119-121 Ebû Dâvud, Melâhim 15)

İlgili rivâyetlerin bazılarında ise deccalin, Bizanslıların elindeki İstanbul’un fethinden sonra ortaya çıkacağı bildirilmiştir. (Müslim, Fiten 34 Tirmizî, Fiten 58)

Hz. Nûh (AS)’dan itibaren bütün peygamberlerin kavimlerini deccal fitnesine karşı uyardıklarını, Hz. Peygamber (SAV)’in de duâlarında daima onun şerrinden Allâh’a (CC) sığındığını ve şerrinden emîn olmak için Kehf Sûresi’ni okumayı (bir rivâyete göre ezberlemeyi) ashâbına tavsiye ettiğini bildiren rivâyetler de mevcuttur. (Buhârî, Enbiyâ 3, 77 Fiten 26 Müslim, Fiten 95 Müsned, II 446,449)

Deccale ait rivâyetlerin çoğunda ondan bir kişi olarak bahsedilirken, bazılarında deccallerden bahsedilmiş hatta Otuz civarında deccalin çıkacağı ifade edilmiştir. (Buhârî, Fiten 25 Müslim, Fiten 84)

İslâm literatüründe deccal konusu daha çok hadîslerden hareketle temellendirilmeye çalışılan îtikâdî bir mesele olarak incelenmiştir.

Kur’ân-ı Kerîm’de deccalden bahsedilmemesine rağmen bazı müfessir ve muhaddislerle Said EYYÛB, Muhammed AVÂD gibi araştırmacılar açıkça olmasa bile Kur’ân’da deccale işaret eden âyetlerin bulunduğu konusundaki rivayetleri veya kendi görüşlerini serdetmişlerdir. Onlara göre, “Rabbinin bazı âyetleri geldiği gün, önceden îmân etmemiş olan veya îmânında hayır kazanmayan kimseye artık îmân etmesi fayda vermez.” (En’âm 6/158) meâlindeki âyette geçen “bazı âyetler” ibâresiyle kastedilen hususlardan biri deccaldır. Zira Ebû Hureyre ile diğer bazı sahâbîler: “Bazı âyetler”le, güneşin batıdan doğması, “Dabbetü’l Arz” ve deccalin kastedildiğini açıklayan hadîsler rivâyet etmişlerdir…

Konuya haftaya devam etmek üzere Yüce Rabbimiz tüm ehli îmânı her türlü belâlardan muhafaza buyursun.

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kapat X