Son Dakika Haberler

Şeydâ’nın Köşesi - Gülsüm Özkan

Şeydâ’nın Köşesi - Gülsüm Özkan

​Aşı

13 Eylül 2021
Arkadaşım bana” geçmiş olsun” demek için arıyor ve kendisinde olan gribal semptomlardan bahsederken” acaba ben de covid miyim” diyor. Ona cevabım:
-İnan covid olsaydın, acaba Covid miyim demezdin. En hafif haliyle bile insanı sarsıyor.
Dünya; tüm keşmekeşine, sıkıntılarına, üzüntülerine, kayıplarına rağmen insan evladının biricik mekanı… Her doğan ondaki yolculuğunu tamamlayana kadar zamanında ki çeşitli imtihanlara uğruyor, onlarla uğraşırken şekilleniyor, tavırlar belirliyor. Yolculuğun sonunda sana güzeldi ya da çirkindi dedirten de olaylar karşısındaki bu tavırların oluyor.
İki aşımı da yaptırmış biri olarak covidi hafif atlattım ama saniyelik nefes alamamalar bile insanın tüm enerjisini emiyor. Hastanede yoğun bakımda olanları düşünüp, kendi haline kıyas ederek tüm dualarını onlara gönderiyorsun.
Dünyanın yaşadığı bir salgın olduğu için olayın ilk başından beri her insanın şu ya da bu yönde bir sözü vardı Pandemi ile ilgili…
Hastalığın küresel güçler tarafından çıkartıldığını, dünya nüfusunu dengelemeye dair olduğunu, uç bir görüş olarak aşı ile damarlarımıza çip yerleştirilip sistematik köleleştirmeler olacağını vs vs…
Ben bir bilim insanı değilim; hastalığın vücuttaki etkileri, çıkış sebebi, sonuçları gibi unsurları tüm yönleriyle araştıracak ama sade bir vatandaş olarak salgının çıkış sebebi ne olursa olsun kasıtlı ya da değil tüm dünyayı sarmış bir olayda gerçekleri reddetmenin, " ben covide inanmıyorum” demenin ne kadar akla yatkın olduğunu sorguluyorum.
Geçmiş yıllarda filmlere konu olacak kadar büyük bir dertti verem… Bugün doğan her çocuk aşılanıyor ve artık” ince hastalık” diye en küçük bir sıkıntımız yok. Çocuk felci; her annenin korkulu rüyası iken bugün artık aşı sayesinde insanlık bu korkusunu da atlattı. Keza; suçiçeği, kızamık, menenjit vs… Hepsi aşılar sayesinde hayatımızın kabusu olmaktan çıktı . Bu hastalıklar var iken de aşılara itiraz eden hatırı sayılır bir kalabalık vardı. Ne kaybedilenleri geri getirebildiler ne de alternatif bir yol sundular. Şimdi de var, ilerde de olacak… Her imtihanda "bu fıtrata uygun değil, ben dayatmalara karşıyım” diyenler…
Bu hastalığa en hafif haliyle yakalanmış biri olarak fikrimi söylüyorum . Aşı karşıtlarının kendisi ya da yakınlarından, can bildiklerinden biri bu hastalığı tutulursa; ilk söyleyecekleri şey” ne gerekiyorsa yapın, yeterki kurtulalım” olacak…
Tabii; kendileri de bir başka küresel gücün söylemlerine hizmet etmiyorlarsa 

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Türkçe العربية English