Zehra Betül Şişman

Zehra Betül Şişman

​2019 Ortadoğusu'nda Türkiye ne koyun ne keçi ne de Abdurrahman Çelebi'dir...

14 Ocak 2019
Bayram değil seyran değil, şimdi Amerikan heyetinin sebebi ziyareti nedir?
Aklımızda nereden baksak tutarsız sorular var.

1 - Amerika durduk yere Suriye topraklarından niye çekilmeye başladığını açıkladı ve gerçekten çekilecek mi?
2 - Mevcuttaki ve kapalı petrol rezervleri ne olacak, kime kalacak, pasta kaça bölünecek?
3 - Kendi sınır güvenliğini korumak ve mültecilerin güvenli geri göçü için çabalayan ve yeni bir hamle ile Münbiç’e giren Türkiye bu işin neresinde?

Siyaseti bilen bilmeyen seyyarı, manavı, politikacısı, simitçisi, Ayşe teyzesi herkesin kaygısı ortak, Suriye bitti şimdi sıra Türkiye’de mi?

Biz bir şeyleri yerel konjonktürde anlamaya çalışırken ve değerlendirirken, dünya basını bu konu hakkında çoktan geviş getirmeye başladı bile.
Yazı serimizde sıkça yer vereceğimiz konulardan biri daha var ki; Dünya siyaseti ve karşıt yancı basının, kazanın altını nasıl iştahla körüklediği, hatta duman çıksın diye ateş olmayan yerde provakasyon çırasını tutuşturmasıdır.
Bundan 15 sene öncesine kadar Türkiye'yi pekte gündemine almayan, İsmet İnönü gibi siyasi isimlerle; soru ve cevapları önceden hazırlanmış al takke ver külah röportajlar yapan, ‘BBC ve TİMES’ 2002 genel seçimlerinde Kemal Derviş'e mikrofon tutarak demokrasi ve yeni kurulan AK Parti ile ilgili endişelerini gündeme getirmişti, şimdi bakıyoruz ve görüyoruz ki BBC, TIMES, SPITGEL, SALOM, THE GUARDIAN gibi yabancı basın organları Türkiye’yi, hele hele Sayın CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN’ı kendilerine kapak yapacak kadar, gezi olayları kopmadan  'bir gün önce' canlı yayın araçlarını bölgeye yollayacak kadar, pek bir ilgilenir olmuşlar…
Hayret dedirtiyor ne bu merak, ne bu coşku, ne bu ilgi alaka?

Bir bakıyoruz Tilki TV’nin gazı kaçmış portakallı gazozu bizleri sokaklara davet ediyor, bir bakıyoruz twitter da Suriyeliler dönsün hashtackleri, bir bakıyoruz BBC'de ‘Türkiye de başörtüsünü çıkaranlar anlatıyor’ belgeseli, bir bakıyoruz Ayasofya'da bale yapan kim olduğu bilinmeyen bir abla…

Yine birileri provakasyon derdinde, milletin sinir uçlarına dokunuyorlar, lakin bu milletin bu numaralara artık karnı tok.
Gelelim asıl meseleye; Elbette Amerikan heyeti tavşan kanı çayımızı içmeye gelmedi, önce İsrail'e uğrandı, endazeler biçildi, sonra Ankara'nın yolu tutuldu. Bakalım biçtikleri entari 'yaramaz çocuk' Türkiye'ye olacak mı?

Türkiye'nin duruşu elbette belli; Fırat'ın doğusuna müdahale bir milli mücadeledir, Çanakkale'dir, Kutul Amare'dir. Selçuklu aklı, Osmanlı aklı, Türkiye aklı birdir aynı mihmandadır.
Türkiye'nin Münbiç'e müdahalesi bazı kesimleri rahatsız etse de siyasi tarihimizin ve bölgemize yönelik büyük tehdidin ortadan kaldırılmasına yönelik en önemli jeopolitik harekat olacaktır. Bu müdahale Anadolu'nun bekası için, coğrafyanın yüzyıl sonraki selameti için gerekli hatta mecburidir, artık satrançta oyun ilerlemekte, piyonlar saf dışı tutulmakta ve atlar öne sürülmektedir.

​Amerika'nın bitmeyen akıl oyunları ve halkı mecbur kıldıkları açlık oyunları karşısındaki bu mücadelede yavaş yavaş yeni hamleler yapılmakta.

Şimdi gelelim heyetin sebebi ziyaretlerine; daha ziyaret öncesi densiz bir basın açıklaması yapan Trump'ın ulusal güvenlik danışmanı John Balton; YPG ve PKK'yı kürt savaşçıları olarak tanımlayarak "Amerika'nın Suriye'den çekilmesi kürtleri koruyacak bir anlaşma yapmadan mümkün olmayacaktır" dedi. Kısacası bizim rezervleri korusun diye koyduğumuz bekçi köpeklerimize zarar vermeyin, bizim orada daha planlarımız var diyorlar, bu şekilde adeta Pavlov'un klasik koşullaması gibi zile basıyor, bir parça pekiştireç bırakıyor ve köpeklerinin salyalarını akıtarak onları sadık halde bölgede tutmuş oluyor.

Tabii ki buna Ankara’dan cevap gecikmedi. Cumhurbaşkanı sözcüsü Sayın İbrahim Kalın "Hedefimiz direk PPK ve YPG'dir" diyerek Türkiye’nin net ve dik duruşunu ortaya koymuştur, yine bugün @realDonaldTrump’un densiz bir twetine, "YPG ve PKK Kürt deyil Terörist tir, bu söylemler ölümcül bir hatadır" şeklinde keskin bir cevap ile nişan almıştır.

Açıklamanın ardından dertleri terör örgütünü korumaya almak olan heyetin muhtemelen biraz tadı kaçtı fakat görüşmelerde masaya yatırılan hususlar hiçte hafife alınacak gibi değil, ziyaretlerinde gerek vücut dili ile gerekse diplomatik olarak gereken cevabı alan ekip çantalarını toparlayıp Katar’a gittiler, bakalım bu matruşka siyasetinden en son ne çıkacak?

Yazı serisinin 2.kısmında bahsedeceğimiz, İsrail basın organı Salom’un geçtiğimiz hafta yayınladığı "2019’da Fırat'ın doğusunda neler olacak?" başlıklı BBC’de de yayınlanan yazısından anlaşılıyor ki aslında Ankara'ya gelmeden önce İsrail'e uğrayan heyetin çantasında neleri sakladığı konusunda ip uçları yatmakta, ayrıca Sayın Cumhurbaşkanımızın da birkaç gün önce tam da bu konu ile ilgili TIMES a yazdığı makale kapaksız kalan bu tencereye cuk diye oturmuştur.

Ezcümle,
Keçinin olmadığı Ortadoğu da koyuna Abdurrahman Çelebi derler, lakin şunu hatırlatalım ki çelebilik devri Türkiye için bitmiş, Türkiye artık dengesizlikler dengesinde; ne koyun, ne keçi ne de bir bekçidir.
 

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  • celalettin

    doğru söze ne hacet.

    • Cevapla
    • Begen (0)
    • Begenme (0)
Kapat X