Son Dakika Haberler

SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Dildar Edin: "Bu yıl Davos'ta yayımlanan Circularity Gap Report 2021 raporuna göre, dünya ekonomisi 2018 yılında yüzde 9,1 döngüselken, 2020 yılında yarım puanlık azalma göstererek yüzde 8,6 seviyesine geriledi" "Küresel ısınmayı 2 derecenin altında tutmak ve iklim değişikliğinin getireceği yıkıcı etkileri azaltabilmek için dünyanın döngüsellik oranının yüzde 17'ye yükselmesi gerekiyor" "Türkiye olarak oldukça şanslıyız. Zira ülkemizde döngüsel ekonominin

İSTANBUL (AA) - İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Dildar Edin, bu yıl Davos'ta yayımlanan Circularity Gap Report 2021'e göre, dünya ekonomisinin 2018 yılında yüzde 9,1 döngüselken, 2020 yılında yarım puanlık azalma göstererek yüzde 8,6 seviyesine gerilediğini belirterek, "Oysa küresel ısınmayı 2 derecenin altında tutmak ve iklim değişikliğinin getireceği yıkıcı etkileri azaltabilmek için dünyanın döngüsellik oranının yüzde 17'ye yükselmesi gerekiyor." dedi.


Edin, SKD Türkiye'nin Hedefler için İş Dünyası Platformu (B4G) ve DCube Döngüsel Ekonomi Platformu (DCube) iş birliğiyle düzenlediği Türkiye Döngüsel Ekonomi Haftası etkinliği kapsamındaki "SKD Türkiye Çağrı Lansmanı" bölümünde, Türkiye'de düşük karbonlu ve döngüsel toparlanmaya yönelik ortaklık için eylem çağrısı yaptı.


Son dönemde sürdürülebilirlik konusunun gündemde olmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Edin, şunları kaydetti:


"Bundan birkaç yıl önce sürdürülebilirlik sadece devamlılık anlamında kullanılan bir kelimeyken, artık nerdeyse her gün bu alanda yeni bir projeye veya yeni bir farkındalık çalışmasına rastlıyoruz. Artık iklim krizi gencinden yaşlısına toplumun tüm kesimlerinde bilinen ve geleceğin değil, şimdinin sorunu olarak kabul edilen bir gerçeklik. Hepimizin bildiği gibi koronavirüs salgını, iklim krizini çok daha görünür bir hale soktu ve dünyanın var olmaya devam edebilmesi için ne denli büyük bir risk oluşturduğu, birçok hükümet, kamu, özel sektör oyuncusu ve finansal sistem paydaşının dikkatini çekti.


2030'da, sadece 9 yıl içerisinde, karbon emisyonlarını yüzde 7,6 oranında düşürerek küresel ısınmayı 1,5 derece ile sınırlandırmamız gerekiyor. Tüm dünyanın evde kapalı kaldığı, seyahatlerin neredeyse tamamen durduğu pandemi döneminde emisyonların sadece yüzde 7 düştüğü göz önüne alınca bu hedefin hiç de kolay olmadığını tahmin etmek zor değil."


Paris İklim Anlaşması'nda öngörüldüğü gibi 2050 yılına kadar karbon nötr olma konusunun başarılamaması halinde dünyanın yaşanabilir bir yer olmasının gitgide tehlikeye gireceğini aktaran Edin, içinde bulunulan salgınla birlikte birçok hükümetin, kamu ve özel sektörle iş birliği kurarak ekonomik kalkınma planlarını "Yeşil İyileşme" üzerine kurgulamaya başladığını ve bu kavramın anlam kazandığını söyledi.




- "Paris Anlaşması hedeflerine ulaşmak için bundan çok daha fazla çaba sarf etmemiz gerekiyor"




Ebru Dildar Edin, Yeşil Mutabakat'ı yol haritası olarak belirleyen Avrupa'nın 2050 yılında ilk karbon nötr kıta olacağının müjdesini verdiğini, bu açıklamaya paralel olarak Çin'in de 2060 yılından önce karbon nötr olmayı hedeflediğini anımsattı.


Konuya ilişkin diğer ülkelerde yaşanan gelişmelere değinen Edin, şu değerlendirmelerde bulundu:


"Yıl boyunca ülkelerin birbiri ardına yaptıkları bu olumlu açıklamalar ve aldıkları aksiyonlar, iklim krizi ile mücadele adına her ne kadar umut verici olsa da maalesef henüz gelecek için belirlenen hedeflerden oldukça uzağız. BloombergNEF'in 122 ülke üzerinde yaptığı son araştırma, AB ülkeleri, Çin, Japonya, Güney Kore gibi karbon nötr hedefi belirleyen ülkelerin henüz 5 yıl önce verdikleri sözleri tam olarak yerine getiremediklerini ortaya koydu. Yani Paris Anlaşması hedeflerine ulaşmak için bundan çok daha fazla çaba sarf etmemiz gerekiyor. Neyse ki tüm dünya bu hedefleri yakalayabilmek adına bir çözüm arayışında.


Yapılan araştırmalara göre, yenilenebilir enerji bir çözüm olabilir. Örneğin, yenilenebilir enerji kullanımını her yıl 2020 yılının iki katı olacak şekilde artırdığı takdirde Avrupa'nın 2050 karbon nötr hedefine ulaşabileceği öngörüsünde bulunuluyor. Bu örnekten de anlaşılabileceği gibi, iklim krizi, farklı bir küresel ekonomik büyümeyi şekillendirecek yeni bir geçişi tetikliyor. Bu geçiş, rotasını değişime doğru çevirenler için fırsatlar barındırırken, yüksek karbon yoğunluğuna sebep olan firmalar, fosil yakıt enerjisi kullananlar ve değişime ayak uyduramayanlar için risk oluşturuyor."


Edin, yeşil dönüşüm konusunda istikrarlı ilerleme için daha güçlü iklim politikalarına ve aksiyonlara ihtiyaç olduğunu vurguladı.


Döngüsel ekonominin bu alanda görülen çözümlerden bir tanesi olmasının yanı sıra beraberinde muazzam fırsatlar sunduğuna işaret eden Edin, Aralık 2019'da Yeşil Mutabakat ile beraber önemi daha da iyi anlaşılan döngüsel ekonominin, Avrupa ülkelerinin neredeyse tamamı tarafından hızlı bir şekilde benimsenmiş durumda olduğunu söyledi.




- "Bizi bu kötü tablodan kurtaracak en yakın çözüm döngüsel ekonomi olarak görülüyor "




SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Edin, sürdürülebilir kalkınma ve döngüsel ekonomi gündemlerine yönelik yatırımları desteklemek için stratejilerini şekillendiren ülke ve ulusal hükümet sayısının gitgide arttığına dikkati çekerek, "Avrupa, Yeşil Mutabakat ile beraber 2050 yılına kadar kaynak kullanımından bağımsız olmayı hedefliyor ve döngüsel ekonomi bu hedeflerin içinde ayrı bir başlık olarak ele alınıyor." dedi.


Yine de çok parlak bir tablodan söz edilemediğini belirten Edin, şunları kaydetti:


"Bu yıl Davos'ta yayımlanan Circularity Gap Report 2021 raporuna göre, dünya ekonomisi 2018 yılında yüzde 9,1 döngüselken, 2020 yılında yarım puanlık azalma göstererek yüzde 8,6 seviyesine geriledi. Oysa küresel ısınmayı 2 derecenin altında tutmak ve iklim değişikliğinin getireceği yıkıcı etkileri azaltabilmek için dünyanın döngüsellik oranının yüzde 17'ye yükselmesi gerekiyor. Ne yazık ki tüketim arttıkça gezegenin taşıma kapasitesi aynı oranda azalıyor ve sürdürülebilirlik de bu durumdan olumsuz etkileniyor. Bu raporun en çarpıcı verilerinden bir diğeri ise mevcut lineer ekonomik model ile devam edilirse 2030 yılına kadar 65 milyar ton sera gazı salımı gerçekleşeceği...


Özetle, bizi bu kötü tablodan kurtaracak en yakın çözüm döngüsel ekonomi olarak görülüyor. Bu konuda Türkiye olarak oldukça şanslıyız. Zira ülkemizde döngüsel ekonominin yükselmesi için çok uygun bir ortam var. Ham madde ve enerji başta olmak üzere dışa bağımlı bir endüstrimiz olduğu göz önüne alınınca başka bir endüstrinin atıklarını girdi olarak kullanmak, dışa bağımlılığı azaltmak için çok önemli bir fırsat olarak karşımıza çıkıyor."




- "16 döngüsel sinerji oluşturmayı başaran proje gerçekleştirildi"




Ebru Dildar Edin, SKD Türkiye olarak, 2016 yılından beri EBRD fon desteği ile döngüsel ekonomi alanında yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verirken, endüstriler arası malzeme değişimine imkan veren Türkiye Materials Marketplace projesi ile çıktıkları yolculukta 2020'de yeni bir aşamaya geçerek Türkiye Döngüsel Ekonomi Platformu'nu oluşturduklarını hatırlattı.


Edin, konuşmasını şöyle tamamladı:


"Şu anda 24 farklı sektörden 160 üyesi bulunan platformumuzda, 16 döngüsel sinerji oluşturmayı başaran proje gerçekleştirildi. Bu işlemler ile 750 bin avro değere karşılık gelen 3 bin tonun üzerinde malzemenin geri kazanılması sağlandı. Platform, 110'dan fazla sektörel uzmandan oluşan bir danışman havuzu aracılığıyla şirketlerin malzemeleri yeniden en iyi şekilde kullanabilmelerine ve israfı önlemelerine imkan sağlamak için teknik destek ve uzmanlık da sağlıyor. Ayrıca, bugüne kadar toplamda 600 bin avroluk bir bütçeyle yaklaşık 30 şirket, teknik destek için hibeden faydalandı, 40'tan fazla şirkete ise 3 günlük Döngüsel İş Tasarımı eğitimleri verildi. Bugün EBRD iş birliğiyle özel sektör ve kurumlara, Türkiye'de düşük karbonlu ve döngüsel bir ekonomik toparlanma için iş birliği çağrısı yapıyoruz. Bu eylem çağrısı, salgın sonrası sürdürülebilir, yeşil toparlanma için döngüsel ekonominin benimsenmesi ve Türkiye Döngüsel Ekonomi Platformu'nda sunulan araçların daha etkin kullanılmasına yöneliktir. Bu bağlamda özel sektör ve diğer kurumların 6 maddelik eylem çağrısına dahil olmalarını bekliyoruz."




Yasal Uyarı:

Yayınlanan haberler, köşe yazıları, fotoğraflar, yazı dizileri ve her türlü eserin tüm hakları Mirajans Medya İletişim Reklam Haber ve Prodüksiyon A.Ş.’ye aittir. Kaynak gösterilerek bile olsa eserin bütünü özel izin alınmadan kullanılamaz.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver!

  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • Begendim
  • Begenmedim
  • Gülen Surat
  • Kalpli Göz
  • Kızgın
  • Şokta
  • Üzgün

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Türkçe العربية English