Son Dakika Haberler

Bu haberi daha sonra okumak için kaydedebilir ve sağ üst köşedeki butona basarak haberi okuyabilirsiniz!

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, canlı yayında soruları yanıtladı: (2)

"Özellikle annelerin çok zorlandığının farkındayım. Bu tarihi bir görev. Ülkeleri için aileleri için çocukları için yaptıkları bu katkı, bu emek o kadar kutsal ki. Artık bu yorgunluğu biraz biz alalım istiyorum. Öğretmenler olarak biz alalım bunu, biz yüklenelim ve okulların açık olması suretiyle anne ve babalar biraz nefes alsınlar" "Karnelerini çevrim içi ortamda dijital olarak alacaklar. Keşke beraber kol kola girip de karne heyecanını yaşayabilsek ama inşallah o günler de gelecek" "20 küsur

İSTANBUL (AA) - Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, özellikle annelerin uzaktan eğitim sürecinde çok zorlandığının farkında olduğunu belirterek, "Bu tarihi bir görev. Ülkeleri için aileleri için çocukları için yaptıkları bu katkı, bu emek o kadar kutsal ki. Artık bu yorgunluğu biraz biz alalım istiyorum." dedi.


CNN Türk'te yayınlanan "Ne oluyor?" programına katılan Selçuk, gazeteciler Hakan Çelik ve Göksu Öngören Özgür'ün gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.


"Uzaktan eğitimde öğretmenler beklenen başarıya ulaşabildi mi?" sorusu üzerine Bakan Selçuk, uzaktan eğitim öğretimin, yüz yüze eğitimden daha zor ve meşakkatli olduğunu ifade etti.


Öğretmenlerin ve çocukların ailesi için de uzaktan eğitimin zor olduğunu belirten Bakan Selçuk, bunun farkında oldukları için öğretmenlerin gösterdiği gayretin, yüz yüze eğitimden çok çok fazla olduğunu bildiklerini, bu yüzden tüm meslektaşlarına müteşekkir olduğunu söyledi.


Uzaktan eğitimin öğretmenler açısından olumlu bir tarafının oluştuğunu belirten Selçuk, salgının varlığının öğretmenlerin dijital becerilerinin birden çok yükselmesine yol açtığını aktardı.


Eskiden yılda 30 bin öğretmenin yüz yüze hizmet içi eğitim alması söz konusuyken, şimdilerde bu sayının 800 bini geçtiğini anlatan Bakan Selçuk, "Öğretmenler açısından baktığımızda konuları yetiştirmekte zorlanmıyorlar fakat çocuklarla bu sürecin yönetilmesinde, ailelerin meseleye dahil olmasında, canlı derse katılma meselesinde, bu konularla ilgili enerjiyi çok harcıyorlar. Yoksa ben konuların yetişmeyeceği düşüncesinde değilim." dedi.


Özellikle liseli gençler için akademik destek yazılımı dedikleri yapay zeka destekli bir yazılımları bulunduğunu, çocukların bireysel olarak ilgilerini, isteklerini, beklentilerini, tercihlerini bu yazılımın ortaya koyduğunu belirten Selçuk, bir öğrenci bir soruyu bilemezse, o öğrencinin o soruyu niye bilemediğini yapay zekanın anladığını, onun geçen sene örneğin fizikteki 3. konuda eksiği olduğunu anladığını ve o konuyu ekrana getirdiğini aktardı.


Liselilerin sınavlarla ilgili mesajlarını aldığını ifade eden Selçuk, "Bizim derdimiz uzun ve orta vadede çocuklarımızın iyi yetişmesi, kapatamayacağımız açıkların olmaması. Yoksa biz çocuklarımızın zorlanması ya da sıkıntıya girmesi anlamında asla bir şey yapmayız. Emin olsunlar bu konudaki yaklaşımımız tümüyle onların eğitim açıklarının artmaması ve gelecek yıllardaki eğitimin sıkıntıya girmemesiyle ilgili." dedi.


- "Toplu taşıma ile ilgili şu anda herhangi bir önlemimiz yok"


Bakan Selçuk, "Pandemi süreci, Türkiye'nin dijitalleşmesine ciddi bir katkı sağladı mı?" sorusuna karşılık, "Bir mecburi istikamet, bir süreç oluştu küresel anlamda. Öğrencilerimizin bazı derslerini uzaktan alarak okul yaşamlarını atölyelerde bir kısmını geçirmeleri, spor ve sanatla meşgul olmaları, otomasyon ve robotikle uğraşmaları son derece kritikti ve buraya doğru gidiyoruz." yanıtını verdi.


"Okullar kademeli açıldığında öğrencilerin ulaşımı ile ilgili bir çalışma var mı?" sorusu üzerine Bakan Selçuk, servis kullanan çocukların ağırlıkta olduğunu, taşımalı eğitimde taşıma aracını Milli Eğitim Bakanlığının sağladığını hatırlattı.


Bu anlamda aldıkları tedbirin her servisin standardının ne olması gerektiği, her servis şoförünün HES kodu ile takip edilmesi, her servis ile ilgili okul içindeki iletişimin nasıl olması gerektiğine dair olduğunu ifade eden Selçuk, ancak toplu taşıma ile ilgili şu anda herhangi bir önlemlerinin olmadığını söyledi.


Bakan Selçuk, lise öğrencilerinin sosyal medyadan kendisine yönelttiği soru üzerine, birinci dönem sınavlarında 20 Kasım 2020 tarihine kadar olan konulardan sorumlu olacaklarını belirtti.


- "MEB, kendi verisine pilot proje olarak saldırı düzenleten bir kuruluş"


Siber güvenlik ile ilgili soru üzerine bakanlığın bu alandaki çalışmalarına ilişkin bilgi veren Bakan Selçuk, şunları kaydetti:


"2019'da Siber Güvenlik Portalı ortaya koyduk. Her bir öğretmen, öğrenci, velimiz için siber güvenlik ne demektir, kendi iş ve işlemlerinde bu güvenliği nasıl sağlayacaklar, verinin güvenliği için kare kod uygulamaları, doğrulama ölçütlerinin farklılaştırılması, güvenliğin farklı konularda devletin farklı kurumlarının verileriyle mukayeseli olarak sağlanması, çocuklarımızın herhangi bir şekilde verisinin çalınmasına veya izinsiz erişilmesine ilişkin girişimlerin saptanmasına ve bu girişimlerin derhal ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından ki bu anlık olarak otomatik yapılıyor.


Bize siber saldırı olsa devletin ilgili kurumları bizden önce müdahale ediyor. Bizim de bununla ilgili farklı duvarlarımız var. Kanun gereği de otomasyona bağlı bir sürecimiz var. Çocuklarımızın ya da velilerimizin herhangi bir bilgisinin çalınmaması için veya izinsiz erişiminin ortadan kaldırılması için bazı yazılımlarımız ve altyapımız var. Milli Eğitim Bakanlığı, kendi verisine pilot proje olarak saldırı düzenleten bir kuruluş. Test etme amaçlı. Bizim verimize erişmeye çalışın diye bazı kurumlardan destek istiyoruz."


- "Ailelerin içinde bulunduğu zor durumu anlamak lazım"


"DSÖ, UNICEF gibi kuruluşlar, ilkokulları kapatmanın son çare olduğunu ifade eden raporlar yayınlamışlardı. Fransa çok sıka süre kapattı. Avrupa'da bizim kadar kapatan yok mu?" sorusu üzerine Bakan Selçuk, ülkelerin sağlık uzmanlarının farklı görüşlerde olabildiğini, bazı ülkelerde ilkokul ve ortaokulların kapatılmasının gereksiz olduğu konusunda resmi dokümanların olduğunu belirtti.


Astımlı ve ya başka sorunları olan çocuklar varsa bu riskin onlar için katlandığını ifade eden Selçuk, "Olağan durumda genel olarak bakıldığında küçük çocukların taşıyıcı olma riski öne çıkarılmaya başlanıyor. Küçük yaşlarda ilkokulu açmamız, okul öncesini hep açık tutmamız aslında bundan dolayı. Ama bu sadece sağlık sorunu olmanın dışına da taştı. Ailelerin içinde bulunduğu zor durumu anlamak lazım. Bunun ekonomiyle ilişkisini, başka sektörlerle bağlantısını elbette bütünsel olarak değerlendiriyoruz. Ama eğitim açısından baktığımızda başka ülkelerde olduğu gibi onların küçük yaşlardaki sınıfların daha çok açık kalması noktasında ilke olarak biz de aynı düşünüyoruz." diye konuştu.


- "Bizim kesinlikle yaklaşımımız okulların açılması yönünde"


Başından beri tavrının hem kamuoyuna karşı hem kabinedeki tartışmalar çerçevesinde okulların açık tutulması yönünde olduğunu belirten Selçuk, şunları söyledi:


"Bizim çizgimiz, acaba öğretmenimizin sağlığı hangi çizgide riske girer orasıdır. Bizim çizgimiz çocuklarımızın günlük izlediğimiz tabloda kırmızılaşan yerler neresidir, yeşil olan yerler neresidir buna bakarak şu sınıfların açık kalmasında hiçbir beis yok, bunları açalım, tablo bunu gösteriyor diye her zaman tartışmada bizim tavrımız bu yönde oldu.


Ben özellikle annelerin çok zorlandığının farkındayım. Bu tarihi bir görev. Ülkeleri için aileleri için çocukları için yaptıkları bu katkı, bu emek o kadar kutsal ki. Artık bu yorgunluğu biraz biz alalım istiyorum. Öğretmenler olarak biz alalım bunu, biz yüklenelim ve okulların açık olması suretiyle anne ve babalar biraz nefes alsınlar. Okulun bir öğretim yeri olmaktan ziyade bir eğitim yuvası olduğunu anlamış olduk. Öğretmenlerimizin aslında nasıl bir süreci yönettiğini çok daha iyi fark ettik. Bizim kesinlikle yaklaşımımız okulların açılması yönünde."


- Çocuklara "dijital diyet" önerisi


Bakan Selçuk, öğrencilere yarı yıl tatilini nasıl değerlendirmeleri gerektiğine ilişkin "20 küsur günlük ara tatilde çocuklarımızın dijitalden biraz uzaklaşmalarını ve dijital diyet anlamında çalışmalara yönelmelerini istiyorum. Anne ve babalardan da beklentim bu. 'Peki ne yapalım'ın cevabı olarak da kitapçıklar hazırladık. Her gün ilkokul, ortaokul, lise öğrencisine önerilerimizin olduğu bir kitapçık. Bunu da önümüzdeki hafta sonuna doğru ulaştırmış olacağız." dedi.


Türkiye'de sığınmacı statüsünde olan ailelerin çocuklarının eğitimine ilişkin soru üzerine Bakan Selçuk, bu anlamda 1 milyon civarında okul çağında çocuğun olduğunu, bunların 720 bin kadarını okullaştırdıklarını söyledi.


Bu çocuklarla ilgili ulusal ve uluslararası projelerinin olduğunu aktaran Selçuk, bu çocukların her birinin Türkçeyi öğrenmesi, okullardaki imkanlarının genişletilmesiyle ilgili çalışmalar yaptıklarını belirtti.


Selçuk, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin müfredatının bu çocuklarla paylaşılması ve bu çocukların Türkçe öğrenerek okula başlaması ve sonrasında da eksiklerinin giderilmesi noktasında çalıştıklarını anlattı.


- Karneler dijital olacak


Bakan Selçuk, karne dağıtımının nasıl olacağına ilişkin, "Karnelerini çevrim içi ortamda dijital olarak alacaklar. Keşke beraber kol kola girip de karne heyecanını yaşayabilsek ama inşallah o günler de gelecek. Ne olursa olsun çocukların karne almasını önemsediğimi söyleyebilirim. Dijital de olsa alsınlar, görsünler." dedi.


"Eğitim sistemimizde gördüğünüz en büyük temel sorun nedir?" sorusu üzerine Bakan Selçuk, şu yanıtı verdi:


"Biz aslında en büyük sorun olarak değil de en büyük çözüm olarak gördük ve hala bu kanaatimiz çok güçlenerek devam ediyor. Türkiye'nin kitlesel olarak eğitimde yaşadığı büyük bir ilerleme var. Cumhuriyetimizin başından beri istatistiksel olarak bakarsanız Türkiye adım adım iyileştiriyor bu süreci.


AK Parti döneminde derslik sayısı ve altyapı anlamında ciddi bir atak oluştu. 700 bin civarında yeni öğretmen gelmeye başladı. Bizim eğitim yatırımlarımız bu şekilde okul yapmaya ve diğer hususlara doğru akarken, birçok ülkede şunu görüyoruz onların okulları tamamlanmış, nüfusları artmıyor, başka ihtiyaçları yok ve soft yatırımlara yönelmişler eğitim yatırımlarında. Bizim temel ihtiyaçlarla ilgili az da olsa eksiğimiz var. Bu eksiği de tamamlamaya çalışıyoruz. Eğer okullar arasındaki imkan farkı fazla olursa o ülkede sınav ağırlıklı bir eğitim sistemi oluşur. Okulların imkanlarının birbirine yakın olduğu sistemde bir baz oluşur ve o bazın üzerinde kalite konuşulmaya başlanır."


Türkiye'nin artık eğitimle ilgi kalite, yapay zeka, makina öğrenmesi ve öğretimin niteliğinin uluslararası kalitesinin artması konusunu konuştuğunu belirten Selçuk, "Neden Türkiye geçen sene, bu sene TIMMS'te, PISA'da sıçrama yaşadı? OECD ortalamasının üzerine çıktı ilk kez. Katılımcı ülkeler arasında artıştaki seviye bakımından ilk üçte. PISA'da Türkiye fen alanında 54. sıradan 39. sıraya yükseldi. Matematikte 50'den 42'ye yükseldi. TIMMS'te matematikte 4. sınıfta 36. sıradan 23. sıraya, fende 35'ten 19. sıraya yükseldi, matematikte 8. sınıfta 24'ten 20. sıraya yükseldi, fende 21'den 15. sıraya yükseldi. " diye konuştu.


(SÜRECEK)


















Yasal Uyarı:

Yayınlanan haberler, köşe yazıları, fotoğraflar, yazı dizileri ve her türlü eserin tüm hakları Mirajans Medya İletişim Reklam Haber ve Prodüksiyon A.Ş.’ye aittir. Kaynak gösterilerek bile olsa eserin bütünü özel izin alınmadan kullanılamaz.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver!

  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • Begendim
  • Begenmedim
  • Gülen Surat
  • Kalpli Göz
  • Kızgın
  • Şokta
  • Üzgün

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kapat x
Türkçe العربية English