Son Dakika Haberler

Bu haberi daha sonra okumak için kaydedebilir ve sağ üst köşedeki butona basarak haberi okuyabilirsiniz!

İstanbul'da Suriyeli çocukları dilendiren 15 şüpheliye "insan kaçakçılığı" suçundan iddianame

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 13'ü tutuklu 15 şüphelinin Suriyeli 71 çocuğa karşı "suç örgütü" kapsamında "insan ticareti" suçunu işledikleri gerekçesiyle 860 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi İddianameden: "Şüphelilerin suç örgütü marifetiyle, zor durumda bulunan, ebeveynleri yurt dışında olan, yaşı küçük yabancı uyruklu mağdurları, iradelerini hiçe sayıp zorla dilencilik yaptırarak çalıştırdıkları anlaşılmıştır" "Bu şekilde 'insan ticareti' suçunun,

İSTANBUL (AA) - Suriyeli sığınmacı çocukları İstanbul'daki tramvay ve metrobüste baskıyla dilendirerek maddi kazanç sağladıkları gerekçesiyle 13'ü tutuklu 15 Suriyeli şüpheli hakkında "örgüt kurmak, yönetmek ve üyelik" ile "insan kaçakçılığı" suçlarından 860 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istemiyle iddianame hazırlandı.


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, yaşı 18'den küçük Suriyeli 71 çocuk "mağdur" olarak yer aldı.


İç çatışma ve kriz nedeniyle 2011'in yaz ayları itibarıyla Türkiye'ye kitlesel ve zorunlu olarak Suriyeli sığınmacıların geldiği hatırlatılan iddianamede, zor koşullarda yaşamlarını sürdüren sığınmacıların yardıma ihtiyaç duyması ve memnuniyet düzeylerinin düşük olması gibi nedenlerle Türkiye'de "terör, yasa dışı faaliyetler ve asayiş olaylarının figüranı" olabilecek hale geldikleri kaydedildi.


Türkiye'deki sığınmacıların "insan ticareti" suçunun potansiyel kurbanları olduğu vurgulanan iddianamede, "Suç örgütleri yüksek kazanç sağlayabilecekleri bir ortam yaratmışlardır. Suç örgütlerinin, Suriye'deki savaştan kaçan ailelerin çocuklarını 'insan ticareti' suçu kapsamında ülkemize getirerek başta İstanbul ve ilçelerinde zorla dilendirmek suretiyle haksız kazanç temin ettikleri, böylelikle ülke ekonomisini ve vatandaşlarımızı zarara uğrattıkları bilinmektedir." denildi.


Kazancı yüksek bir sektör haline gelen insan ticaretinin hedef kitlesinin, kendilerini savunabilmesi açısından zayıflıkları sebebiyle kadınlar ve çocuklar olduğu aktarılan iddianamede, özellikle kadınların ve kızların fuhuş, çocukların dilencilik ve hırsızlık için kullandırıldığı anlatıldı.


İddianamede, bu kişilerin kandırılarak insan onuruna yakışmayan koşullarda çalıştırıldıkları, suç işlemede kullanıldıkları, bunların da faillere getiri sağladığı kaydedildi.


- "Yurda teslim edilen çocuklar yanlış beyanda bulundu"


İddianamede, "insan kaçakçılığı"nda mağdur olan çocuklarla ilgili Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Hakları Sözleşmesi'nde belirtilen "çocuğun yüksek yararı" ilkesi doğrultusunda yapılan düzenlemelerin 12 Eylül 2010'da Anayasa'da yer aldığı hatırlatıldı.


Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi'ne (CİMER) tramvay hattında dilencilik yapan çocuklarla ilgili 14 Eylül 2019'da ihbar yapıldığı, 13 Kasım 2019'da da İstanbul Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire Başkanlığının yazılarında, "T1 Bağcılar-Kabataş tramvay hattında dilencilik yapan sahipsiz dilenci çocuklar gözlemlendiğinin" belirtildiği kaydedilen iddianamede, Bağcılar-Kabataş hattı ile Topkapı Parkı'nda küçük yaştaki çocukların dilendirildiğine yönelik ihbarlarla ilgili de kolluk tarafından çalışma yapıldığı aktarıldı.


İddianamede, çalışma kapsamında kimlikleri olmayan yaşı küçük 6 Suriyeli çocuğun Zeytinburnu Çocuk Büro Amirliğine getirildiği, sonrasında İstanbul Göç İdaresi Müdürlüğünce yabancı kimlik numarası atanmasının ardından 11 Şubat 2020'de Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğüne bağlı Şeyh Zayed Çocuk Evleri Sitesi Müdürlüğüne teslim edildiği kaydedildi.


Kolluk görevlilerinin 17 Şubat 2020'de yurda gelerek yaptığı görüşmede çocukların kimlik bilgileriyle ilgili yanlış beyanda bulunduklarını, çelişkili ve şartlandırılmış beyanlar verdiklerini tespit ettiği belirtilen iddianamede, çocuklarla görüşmek ve teslim almak için kuruma gelen şahısların da gerçek kimliklerinin belirlendiği anlatıldı.


- Akrabalarım diyerek Suriye'den dilendirmek için çocuk getirmişler


Yurttaki bu çocukları teslim almak isteyenlerin farklı ve çelişkili beyanlar verdiği, aralarında akrabalık ve soy bağının tespit edilememesi nedeniyle çocukların bu kişilere teslim edilmediği vurgulanan iddianamede, yapılan çalışmalarda, aralarında akrabalık ve soy bağı olmayan çocukların, İstanbul'da tramvay hattının bulunduğu, genellikle Beyoğlu, Fatih ve Zeytinburnu'nda dilendirildiği belirtildi.


Çocuklarla yapılan görüşme raporlarına göre, Yusuf Hammud isimli şahsın, belli aralıklarla yasa dışı yollarla Suriye'ye gidip gelirken getirdiği çocukları akrabaları olarak tanıttığı anlatılan iddianamede, insan ticareti yaptığı anlaşılan Yusuf Hammud ile birlikte hareket ettiği değerlendirilen Abdo Hammud'un da kimlik bilgilerinin belirlendiği anlatıldı.


- Eş zamanlı operasyonla gözaltılar sonucu ortaya çıkan örgüt


Mağdur çocukların, "çalıştıkları, dilendirilmedikleri ve bu şahıslarla akraba olduklarına" yönelik beyanlarda bulundukları aktarılan iddianamede, şüphelilerin Suriye'den İstanbul'a mağdur çocukları getirerek zorla dilendirdiği ve çalışmayanları dövdüğünün öğrenilmesi üzerine şüphelilerle ilgili izleme ve teknik takip işlemi başlatıldığı bilgisi verildi.


Başsavcılığın talimatıyla 28 Eylül 2020'de Sultangazi'de tespit edilen 9 adrese eş zamanlı operasyon yapıldığı ve mağdur çocukların muhafaza altına alındığı belirtilen iddianamede, şüpheli Yusuf Hammud'un Suriye'de süren iç savaşı fırsat bilerek maddi imkansızlık sebebiyle Türkiye'ye geldiği, ilk etapta kendi çocuklarını metro-metrobüs ve duraklarda dilendirdiği, sonrasında Suriye'den Türkiye'ye getirilen yaşı küçük çocukları akrabaları vasıtasıyla ikna edip su sattırarak çalıştırdığı kaydedildi.


Örgütün elebaşı pozisyonundaki şüpheli Abdo Hammud'un çocukları ve örgüt üyelerini telefonla yönlendirdiği, Suriye'den getirilen çocukları zorla dilendirerek haksız bir şekilde suçtan gelir elde ettiği belirtilen iddianamede, şu değerlendirmede bulunuldu:


"Plansız ve programsız olmayan bu organizasyonun, mağdur çocukları profesyonel bir ekip çalışmasıyla ve akrabalık bağları kullanılarak Suriye'den İstanbul'a getirdiği, metro-metrobüs ve duraklarda, halkın yoğun olarak geçtiği noktalarda dilendirdiği anlaşılmıştır. Eylemin hatasız bir şekilde işlenmesi için toplanan paraların örgüt üyeleri tarafından alınarak, örgüt lider yardımcıları ve örgüt liderine gönderildiği, kurumsal bir yapı modelinin ortaya çıkarıldığı belirlenmiştir."


- "Toplanan paranın bir miktarını Suriye'deki ailelere gönderip asıl miktarı paylaşıyorlar"


İddianamede, söz konusu organizasyon ve Suriye'deki çocukların Türkiye'de dilendirilmesiyle ilgili şu noktalara değinildi:


"Türkiye'deki toplumsal yara haline gelmiş savaş mağduru çocukları kullanarak insan haklarını hiçe sayan, insan ticareti konusuyla alakalı farklı grupların ve organizasyonların varlığı dikkat çekmektedir. Suriye'deki savaştan sonra ülkemize sığınmacı olarak gelen Suriyeli vatandaşların, kendi vatandaşlarının çocuklarını kullanarak, başta İstanbul'da olmak üzere birçoğunun bu işin içinde olduğu, dilenciliği meslek haline getirdikleri anlaşılmaktadır. İstanbul'daki yapılanmalarında, örgüt üyesi pozisyonundaki şahısların akrabalık bağlarını kullanmaları ve nüfus kayıtlarının tespit edilememesi sebebiyle Suriye'den gelen-getirilen çocukları, kendi çocukları olarak gösterebildikleri ve yurtlardan teslim almaya çalıştıkları anlaşılmaktadır."


Örgüt elebaşı ve üyelerinin sahalarda bulunmadığına, çocukların kaçak yollardan tramvaylara binmelerini sağladıklarına dikkati çekilen iddianamede, bu yöntemi öğrenen çocukların zaman zaman raylarda hayati tehlike geçirdiklerine de vurgu yapıldı. Bu çocukların bizzat örgüt elebaşı ve yardımcıları tarafından telefonla sürekli kontrol edildiği, çocukların 1-2 saatte topladıkları paraları eve götürdükleri, bu paradan bir miktarının daha sonra Suriye'de bulunan çocukların ailelerine gönderildiği ve asıl paranın üst yapı içerisinde paylaşıldığı bilgisi verildi.


- "Çocukları yurttan 'akraba' yalanıyla alamadıklarında kaçırıyorlar"


Suç örgütünün elebaşı Abdo Hammud'un zaman zaman sahada dilendirilen çocuklarla iletişim kurarak, "onları az para kazandıkları takdirde cezalandıracağını" söylediği, korku ve baskı uyguladığı anlatılan iddianamede, bu kişinin, Türkiye'de çocuklarla ilgili kanunlara duyarlı olduğu, yakalanmamak için profesyonelce hareket ettiği ve yardımcılarına çocukların yakalanması durumunda nasıl davranacakları konusunda talimat verdiği belirtildi.


Dilenen çocukların farklı isimlerinin olduğu ve şüphelilerin, annesi-babası İstanbul'da bulunmayan çocuklara "gariban çocuklar" şeklinde hitap ettikleri aktarılan iddianamede, tüm örgüt üyelerinin çocukların kaldığı yurtlara gittikleri, burada çocukların akrabaları veya kendi çocukları olduklarını söyleyerek teslim aldıkları, bazen yurttan kaçırdıkları ve tekrar çalıştırmaya devam ettikleri aktarıldı.


Örgüt elemanlarının telefon görüşmelerine yer verilen iddianamede, görüşme içeriklerine göre, şüphelilerden Ahmed Hammud'un bir çocukla ilgili 23 Temmuz 2020'de yaptığı konuşmada, "Çağır çocuğu vallahi 200 lira getirmezse onu akşamdan sabaha kadar bağlarım elektrik kablosuyla, gelince onu yarım saat bağlarım, senin yanından ne kadar kaybolursa onu o kadar evde bağlayacağım." ifadelerini kullanarak, şiddet uyguladığı anlatıldı.


- "Kendilerinin ve yolcuların hayatlarını tehlikeye atıyorlar"


Aynı şüphelinin başka bir görüşmesinde de "Bugün bayram herkes 300 liranın üstünde getirsin" dediği anlatılan iddianamede, dosyadaki görüntü kayıtlarına göre, 7-8 yaşlarındaki çocukların kontrolsüz bir şekilde tramvay yoluna atladıkları ve hem kendi hem de tramvayda bulunan yolcuların hayatlarını tehlikeye attıkları kaydedildi.


Şüphelilerin konumlarına yer verilen iddianamede, şu değerlendirme yapıldı:


"Şüphelilerin daha önce teşekkül ettirmiş oldukları bir suç örgütü marifetiyle, zor durumda bulunan, ebeveynleri yurt dışında olan, maddi ve manevi olarak güç duruma düşmüş, yaşı küçük yabancı uyruklu mağdurları, iradelerini hiçe sayarak ve esasen rızaları olsa da hukuken geçerli olmayacak nitelikteki bu sözde rızalarına dayanarak, iyi niyet duygularını istismar etmeyi bir yöntem olarak kullanıp, menfaat temin etmek amacıyla ve zorla dilencilik yaptırarak çalıştırdıkları anlaşılmıştır.


Bu şekilde 'insan ticareti' suçunun, örgüt kurucusu ve yöneticisi olarak belirtilen yabancı uyruklu şüphelilerce kurulan bir organizasyon dahilinde ve süreklilik arz edecek şekilde, diğer örgüt üyelerinin de katılımıyla gerçekleştirildiği belirlenmiştir. "


- Ceza istemleri


İddianamede, 13'ü tutuklu 15 şüphelinin, mağdur olan 71 çocuğa karşı işledikleri suç oranında cezalandırılması talep edildi.


Buna göre örgüt elebaşı ve yöneticileri olan şüpheliler Abdo Hammud, Ahmed Hammud, Yusuf Hammud ve Hasan Hammud'un, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" suçundan ayrı ayrı 4 yıldan 8 yıla ve 71 kez "insan ticareti yapma" suçundan da 568 yıldan 852'şer yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.


İddianamede diğer 11 şüphelinin de "suç örgütüne üye olma" ve 71 kez "insan ticareti" suçlarından 570 yıldan 856'şar yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.




Yasal Uyarı:

Yayınlanan haberler, köşe yazıları, fotoğraflar, yazı dizileri ve her türlü eserin tüm hakları Mirajans Medya İletişim Reklam Haber ve Prodüksiyon A.Ş.’ye aittir. Kaynak gösterilerek bile olsa eserin bütünü özel izin alınmadan kullanılamaz.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver!

  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • Begendim
  • Begenmedim
  • Gülen Surat
  • Kalpli Göz
  • Kızgın
  • Şokta
  • Üzgün

Yorumlar

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan konhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Türkçe العربية English