Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü koordinasyonunda Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi tarafından yürütülen araştırmada, Türkiye'de her 3 tatlı su balığından birinin tehlike altında olduğu tespit edildi.
Tatlı su balıkları, nehir, göl ve ırmak gibi tatlı sularda yaşayan, yılan balığı ve bazı alabalık türleri gibi yaşamlarının bir bölümünü denizlerde geçiren türleri de kapsayan canlı grubunu oluşturuyor.
Ekosistemin dengesinde kilit rol oynayan bu balıklar, besin zincirinin merkezinde yer alıyor. Bu balıkların varlıkları su kaynaklarının sağlıklı olduğunun da en önemli göstergesi olarak kabul ediliyor.
Bu kapsamda, Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğünün koordinasyonunda Türkiye'deki iç su balıklarının ve havzaların güncel durumunu gösteren "Türkiye Tatlı Su Balıklarının Kritik Kontrol Listesi (2026)" başlıklı bir araştırma yapıldı.
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Su Ürünleri Temel Bilimleri Bölümü İç Sular Biyolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cüneyt Kaya'nın yürütücülüğünü yaptığı araştırmaya farklı kurumlardan 25 akademisyen ve uzman katkı sağladı.
Doç. Dr. Cüneyt Kaya, araştırma çerçevesinde, yeni tanımlanan ve geçerliliğini yitirmiş türleri belirlemek, bilimsel değişimlerden kaynaklanan belirsizlikleri gidermek, tatlı su balıklarının tür sayısını güncel verilerle netleştirmek için kontrol listesi hazırladıklarını söyledi.
Listeyle tatlı su balıklarının dağılım alanlarını, karşı karşıya oldukları tehditleri ve kırmızı listedeki durumlarını da tespit ettiklerini belirten Kaya, "Türkiye'nin iç sularındaki 367 yerli balık türünün yüzde 55'i sadece ülkemize özgü yani endemik türler. Yaptığımız araştırmada bu türlerin yüzde 38'inin yani üçte birinden fazlasının bugün kirlilik, kuraklık ve istilacı türler gibi tehditler nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu tespit ettik." ifadesini kullandı.
Kaya, Türkiye'nin neredeyse tek başına Avrupa kadar tatlı su balık çeşidine sahip olduğuna dikkati çekerek, ülkede toplamda bakıldığında 367'si yerli 390 tatlı su balık türünün tespit edildiğini kaydetti.
Söz konusu tatlı su balıklarının 23'ünün artık kendi başına üremeyi başarmış ve yerleşik bir hal almış yabancı türler olduğunun altını çizen Kaya, "Biz bu türleri istemiyoruz. Çünkü buranın doğal türleri değiller ve istilacı potansiyeli var. Yani bizim doğal türlerimiz üzerinde tehdit unsuru oluşturabiliyorlar ama işin güzel tarafı genel çerçevede baktığımızda Türkiye'ye özgü yani endemik 202 türümüz var." dedi.
"Endemik tür sayısı bakımından 28 tür ile Antalya ön plana çıkıyor"
Tür zenginliği açısından Sakarya Nehri'nin öne çıktığına işaret eden Kaya, şöyle devam etti: "Sakarya Nehri'nde 65 tür listelendi. Endemik tür sayısı bakımından 28 tür ile Antalya ön plana çıkıyor. En yüksek sayıda yabancı tür ise yine 10 tür ile Sakarya Nehri'nde. İç sularımızda maalesef 6 türümüzü kaybettik, nesli tükendi. Bu sayının, özellikle son yıllarda logaritmik biçimde artan kuraklığın çok hızlı ilerlemesi nedeniyle önümüzdeki dönemde daha da artmasından derin bir endişe duyuyoruz maalesef."
Kaya, nesli tükenen altı türün Gölcük Gölü'nde yaşayan Gölcük dişlisazancığı, Göksu Deresi'ndeki Diyarbakır taşemeni, Seyhan ve Ceyhan Nehirleri'ndeki Adana inci balığı, Beyşehir Gölü havzasındaki Gövce, Eğirdir Gölü’ndeki Kavinne ve Hatay'daki Amik Gölü'nde yaşayan Amik akçapağı olduğunu aktardı.
"Tüm istilacı türlerin yol açtığı ekonomik kayıp 4,1 milyar dolar"
Endemik tatlı su balıklarının en çok kapalı havzalarda ve birbirinden tamamen ayrışmış nehir sistemlerinde yoğunlaştığının altını çizen Kaya, şunları kaydetti:
"Özellikle Beyşehir, Eğirdir, Burdur, Konya kapalı havzası, ayrıca Batı ve Güney Anadolu'daki küçük akarsu ve göller ön plana çıktı. Bu alanlarda her havza adeta kendi balığını, kendi türünü üretmiş durumunda. Koruma için en önemli adım bu sistemleri doğal haliyle koruyabilmek. Plansız barajlar, suyun aşırı çekilmesi, kirlilik ve yabancı balıkların bırakılması gibi problemler bertaraf edilmeli, önemle takip edilmeli. Çünkü bu türler başka bir yerde yaşamıyorlar. Kaybolurlarsa geri dönüşü olmayacak." değerlendirmesinde bulundu.
Kaya, her yabancı türün istilacı olmasa da potansiyel olarak yerli türleri baskılayıp hızla çoğalabileceği için özellikle akvaryum balıklarının ait olmadığı ortamlara bırakılmaması gerektiğini hatırlattı.
Bu gibi durumların yarattığı ekonomik yükün oldukça büyük olduğunu belirten Kaya, "1960 ile 2022 yılları arasında Türkiye'de sadece balıklar değil, tüm istilacı türlerin toplamda yol açtığı ekonomik kayıp 4,1 milyar dolar. Devasa bir rakamdan bahsediyoruz." ifadesini kullandı.
Kaya, yabancı türlerin yayılmasını önlemenin en etkili yolunun eğitim ve farkındalık olduğunu vurguladı.
Yabancı türlerin giriş yollarını ve yayılışlarını önlemenin, türlerin sayısı arttıktan sonra kontrol altına almaktan çok daha etkili olduğunu belirten Kaya, bunun ekolojik ve ekonomik kayıpları azaltabileceğini sözlerine ekledi.
Kaynak: AA
Son dakika gelişmelerden anında haberdar olmak için WhatsApp haber kanalımıza katılın.
Gelişmelerden zamanında haberdar olmak istiyor musunuz? Google News’te KONHABER'e abone olun.