Siirt'te 2 yıl önce meme kanserine yakalanan Hilal Kaya Torun (31), İstanbul'da 18 kür kemoterapi ve 30 seans radyoterapi aldı. Kemoterapi sürecinde saçları dökülen Torun, bu süreçte kendisine destek olmak için saçını kazıyan eşi Yasin Torun'un yardımıyla kanseri yendi.
Siirt'te yaşayan çocuk gelişimi öğretmeni Hilal Kaya Torun, göğsünde fark ettiği kitlede yapılan biyopsi sonucu 8 Şubat 2024'te Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde, 3'üncü evre triple negatif (hızlı ilerleme potansiyeli ve sınırlı tedavi seçenekleri nedeniyle özel bir dikkat gerektiren bir kanser türü) ve agresif seyirli meme kanseri tanısı aldı. Hilal Kaya Torun, 8 yıllık eşi devlet memuru Yasin Torun'un desteği ile İstanbul'da tedavi sürecine başlayarak 18 kür kemoterapi aldı, 2 taraflı mastektomi (meme dokusunun çıkarılması) ameliyatı oldu ve 30 seans radyoterapi aldı. Hilal Torun'un eşi Yasin Torun kemoterapi sürecinin ilk günlerinde saçları dökülen eşine destek için kendi saçını kazıdı. Çift, bu zor süreci birlikte göğüslerken, Yasin Torun'un bu desteği Hilal Kaya Torun'un tedavi sürecinde en büyük moral kaynaklarından biri oldu. Hilal Kaya Torun, 27 Aralık 2025'te tedaviden tam yanıt alarak, kanseri yendi. Torun, sanal medya hesabından 'Biz kanserden korkmalıyken, kanser bizden korktu galiba' paylaşımı ile kanseri yendiğini duyurdu. Eşi ile beraber saçlarını kazıdıkları anları da paylaşan Hilal Kaya Torun'un bu paylaşımı 1 milyon 900 bin kullanıcı tarafından izlendi.
'KENDİMİ YENİDEN İNŞA ETMEYİ ÖĞRENDİM'
4 Şubat Dünya Kanser Günü’nde konuşan Hilal Kaya Torun, göğsünde bir kitle hissettiğini ve doktorların önce bunu yağ bezesi olarak değerlendirdiğini ve eşi Yasin Torun'un talebiyle yapılan biyopsi sonucunda kanser olduğunu öğrendiğini belirterek, "Böyle bir şey yaşayacağımı bilmediğim için o gün biyopsiye giderken en güzel kıyafetlerimi giydim. Çünkü ben 'Polyannacılık' oynamayı çok seven biriyim. Tetkikler sonucunda, '3'üncü evre triple negatif ve yayılım hızı yüzde 95' denildi. Bu tür, kanserin en agresif ve kötü olanı. İlk anda, 'Nasıl yani, ben daha 29 yaşındayım, çok küçüğüm, ben ölürsem eşim ne yapacak' diye düşündüğümü hatırlıyorum. Doktorlar yayılmış olacağını düşündü ama hiçbir yerimde yoktu, sadece göğsümde vardı. Hiçbir şekilde hiçbir yerime yayılmadığını görünce doktorlarım da şaşırdı açıkçası. Sevinçten doktorun sandalyesini alıp 'Sana söz yine baharlar gelecek' şarkısını söylemeye başlamıştım. Vakit kaybetmeden ileride anne olmak istediğim için yumurtalıklarımı dondurduk. Ardından kemoterapiye başladım. 7 ayım çok zorlu geçti. Psikolojik olarak çok düştüm, bu süreçte de anneannemin evine yerleşmek istedim. Eşim de refakatçi izni ve ücretsiz izin aldı, birlikte oraya yerleştik. Bahçesi vardı, kendi odam vardı. Eşimle birlikte oradaydık. Sürekli bahçede zaman geçirdim. Köpeğim, kedim vardı. Çim ektim, çiçek ektim. Araba lastiklerini boyadım, dekorlar yaptım. Allah'a sığındım. Sonra kemoterapi bitti ve ameliyat dediler. 2 göğsümü aldırmak zorunda kaldım. Annem ve eşim ne kadar yanımda olsa da acıları ben hissediyordum. Bu süreçte yıpratan insanlar da oldu; hastalığımla, görünüşümle dalga geçenler oldu ama ben kendimi yeniden inşa etmeyi öğrendim. Onlara inat dimdik kalktığımı düşünüyorum. Başarabildiğimi düşünüyorum. Hatta daha önceki hayatıma bakarsam bunu yaşadıktan sonra daha cesur biri olduğumu düşünüyorum" dedi.
'SAÇLARIMI KESTİRMEK İSTEMEDİM'
Torun, kemoterapi sonrası doktorunun saçlarının döküleceğini anlattığını ifade ederek, "Ancak ben saçlarımı kestirmek istemedim. Doktorum, 'İlk kemoterapiyi aldıktan 15 gün sonra kesin' demişti. Zaten doktora gittiğimde saçlarım bayağı uzundu. İlk hafta kısa kestirdim. Sonra kemoterapi aldım. 4'üncü gün saçlarım avuçlarıma döküldü. Eşim de o gece 'Bak böyle eline geldikçe daha çok acı çekeceksin, hani dışarıda da yaptırmak istemezsen gel beraber evde yapalım' diye ısrar etti. 'Yok yapamayacağım, bir anda o görüntüyü kabullenemeyeceğim' dedim. O sıra ramazan ayıydı, 'Allah’ım sen bunun sabrını verirsin' dedim. İftarımızı yaptık, duamızı ettik. Ondan sonra da eşim yavaş yavaş kesmeye başladı. Ondan sonra kendisinin saçını da kesti. Aslında hep böyle şeyler görüyoruz. Zaten benim hiç hoşuma giden bir şey değil. Ben öyle görsem de görmesem de biliyorum ki o zaten benim yanımda. Saçın olup olmaması önemli değildi benim için. Ama o bence beni öyle görmeye dayanamadığı için bunu yaptı; ben öyle düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
'SAÇLARIMI KESTİĞİMİZ VİDEO UMUT OLSUN DEDİM'
Torun, son kontrollerinde sonuçlarının temiz çıktığını da anlatarak, "Sonra bir ameliyat daha geçirdim ve lenflerim alındı kolumdan. 20 gün sonra doktorum çağırdı, 'Yırttın bebeğim' diye bağırarak bana geldi. 'Nasıl yani' dedim. 'Sen yendin, bitti artık. Tam yanıt almak çok önemli ve sen tam yanıt aldın' dedi. Ben inanamadım. Sonra doktor, aldığım ilaçların beni 1-2 yıl boyunca bu şekilde etkileyeceğini bu süreçte de eşimin tekrardan destek olması gerektiğini söyledi. Hatta eşime de teşekkür etti. 'Ben buraya gelip de kanser tanısı alıp boşananları çok gördüm' dedi. Şu anda çok mutluyum. Sanal medyadan çok güzel kalplere dokunmuşum. Onlar da bana dokundular, sağ olsunlar. 'Sonuçlarım temiz çıkarsa saçlarımı kestiğimiz videoyu paylaşacağım, umut olsun' dedim. Videoyu attım, hiç öyle bir videom bu kadar tıklanmamıştı. Sabah uyandığımda 1 milyon 900 kişi izlemişti. Yani ben bile o zaman şok olmuştum. Çok dualar, çok mesajlar aldım. Hepsinden Allah razı olsun" diye konuştu.
'EN BÜYÜK ŞİFA KENDİ İÇİNİZDE'
Kanserle mücadele eden insanların öncelikle kendilerine inanmaları gerektiğini söyleyen Torun, "Bence en büyük şifa önce kendi içinizde olan. Buna inanmanız lazım. Ben inandım, bu şekilde yürüdüm. Evet, acılar geçiyor. Ameliyat acınız geçiyor, kemoterapi acınız geçiyor, her şey geçiyor. Atlattıktan sonra asla aynı insan olmuyorsunuz. Kanser tanısı almadan önce yurt dışına çıkmayı planlıyorduk. Ona göre de hazırlıklarımızı yapmıştık. O yarım kaldı. Sanırım oradan devam edeceğiz artık. Bu süreçte de üç kere bebeğimi kaybettim ama anne olmayı çok istiyorum. Tüm kadınlar, yani 20 yaşından itibaren tüm kızlar, kadınlar 6 ayda bir kontrollerini yaptırmalı. Sadece ultrason yeterli değil, mutlaka mamografi ya da MR’a girmeleri gerektiğini düşünüyorum. İmkanı olanların şimdiden memelerini boşalttırması gerektiğini düşünüyorum. En çok yanımda olan annem, anneannem, teyzem ve eşime sonsuz minnettarım. Onlar sayesinde düştüğüm yerden kalktım" ifadelerini kullandı.
Kaynak: DHA
Son dakika gelişmelerden anında haberdar olmak için WhatsApp haber kanalımıza katılın.
Gelişmelerden zamanında haberdar olmak istiyor musunuz? Google News’te KONHABER'e abone olun.