DOLAR : 43,22₺
EURO : 50,30₺
STERLİN : 58,19₺
GRAM : 6.482,51₺
ÇEYREK : 10.655,80₺
CUMHURİYET : 42.281,77₺
Güncel

Konya evleri üzerinden Türk sivil mimarisine yolculuk

Eklenme: 14.01.2026 - 09:36

HİSDER (Hikmet İlim ve Sanat Derneği) 'in Karatay Belediyesi Şemsi Tebrizi Sosyal Tesisleri’nde düzenlediği Pazartesi Toplantıları’nda Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haşim KARPUZ “Tarihî Konya Evleri” hakkında dernek üyelerine slayt eşliğinde bilgi verdi.

Konya evleri üzerinden Türk sivil mimarisine yolculuk
Reklam alanı

Prof. Dr. Haşim Karpuz, konuşmasının başında evin insan hayatındaki rolüne değinerek, evin insanın fizyolojik, kültürel, ekonomik, sosyolojik ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılayan bir mekân olduğunu vurguladı. Evlerin, insanların inançları ve davranışlarıyla doğrudan irtibatlı olduğunu belirten Karpuz, Osmanlı coğrafyasındaki evlerin ortak özellikler taşıdığını ifade etti.

Evlerin iki önemli unsurunun oda ve sofa olduğunu söyleyen Karpuz, zamanla birçok kültürü bünyesinde barındıran konut tiplerinin ortaya çıktığını, bu yapıların üst kimliğinin ise “Türk evi” olarak adlandırıldığını dile getirdi. Sofasız evlerin genellikle tek katlı olduğunu, bu evlerde hayattan doğrudan odaya girildiğini belirtti.

Türk evinin, oda ve sofa etrafında şekillenen mimarisiyle yalnızca bir yapı türü olmadığını vurgulayan Karpuz, bu mimarinin aynı zamanda toplumsal hafızanın, kültürün ve yaşam biçiminin mekâna yansıması olduğunu söyledi. Bugün bu evlere bakıldığında, bir mimarlık anlayışından çok daha fazlasının, bir medeniyet tasavvurunun okunabildiğini ifade etti.
SOFA ETRAFINDA ŞEKİLLENEN BİR MEDENİYET
Türk sivil mimarisinin en ayırt edici unsurlarından biri olan sofalı ev geleneğinin, yalnızca bir planlama tercihi değil, aynı zamanda bir yaşam kültürünü yansıttığını belirten Karpuz, Türk evlerini sofalarının konumuna göre dış sofalı, orta sofalı ve iç sofalı olmak üzere üç ana gruba ayırdı.

Türk evinin belirgin özelliklerinden birinin, hayatın avlu içerisinde şekillenmesi olduğunu ifade eden Karpuz; avlunun kuyusu, çardağı, mutfağı, tandırı, ahırı, kileri ve samanlığıyla başlı başına bir yaşam alanı olduğunu söyledi. Ancak evin esas yaşama biriminin oda ve sofa olduğunu, bu iki unsurun genellikle evin birinci katında ve yüksek tavanlı mekânlar olarak tasarlandığını kaydetti.

Hayatlı evlerde bahçeden sonra doğrudan odalara girildiğini, sofalı evlerde ise avlu ile odalar arasında bir geçiş mekânı olarak sofanın yer aldığını belirten Karpuz, sofanın hem hayatla hem de odalarla ilişki kuran merkezi bir alan işlevi gördüğünü dile getirdi.

TÜRK ODASININ KÖKENİ ÇADIRDIR
Konya’daki Koyunoğlu Evi’nin, iç sofalı ev tipinin önemli örneklerinden biri olduğunu belirten Karpuz, orta sofalı evlerin ise daha çok İstanbul’daki büyük köşk ve yalılarda görüldüğünü söyledi. Konya’da orta sofalı ev örneği bulunmadığını, bu plana sahip tek yapının Karaman’daki Tarkanlar Evi olduğunu ifade etti.

“Türk evinin en önemli yaşama birimi odadır” diyen Karpuz, odanın, içinde yaşayanların tüm ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde tasarlandığını belirtti. Oturma, yatma, yıkanma ve depolama işlevlerinin tek bir mekânda çözüldüğünü, odanın içindeki yüklük bölümünün çoğu zaman bir gusülhane barındırdığını söyledi.

Eskiden örtme adı verilen mutfağın evin dışında konumlandığını, zamanla bu mekânın evin içine alındığını ve bunun konut planlarında önemli bir dönüşüm yarattığını dile getiren Karpuz, bu değişimin sosyal hayatın ve günlük alışkanlıkların mimariye yansımasını açıkça ortaya koyduğunu vurguladı.

Araştırmaların, Türk odasının kökeninin Orta Asya’daki çadırlara dayandığını gösterdiğini belirten Karpuz, bu bağın göçebe yaşamdan yerleşik hayata geçiş sürecini gözler önüne serdiğini ifade etti.

Türk odasının dikkat çeken özelliklerinden birinin de zengin süslemeler olduğunu söyleyen Karpuz; dolap kapakları, kapı kanatları ve tavanlarda yer alan çarkıfelek, yıldız ve şemsiye motiflerinin, estetik olduğu kadar sembolik anlamlar da taşıdığını belirtti. Bu süslemelerin, evin yalnızca bir barınma mekânı değil, ruh taşıyan bir alan olarak görüldüğünü gösterdiğini dile getirdi.

TARİHTEKİ KONYA
16. yüzyılda Matrakçı Nasuh’un, Konya’yı dört köşe bir şehir olarak resmettiği minyatürde son derece doğru ölçüler kullandığını belirten Karpuz, minyatürde yer alan yapıların ve bilgilerin büyük bölümünün günümüz verileriyle örtüştüğünü söyledi.

Konya Köşkü’nde yapılan kazılarda ortaya çıkan kulelerin bu doğruluğu bir kez daha teyit ettiğini ifade eden Karpuz, Matrakçı Nasuh’un minyatüründe Konya Köşkü’nü iki kuleli göstermesinin rastlantı olmadığının anlaşıldığını belirtti.

Konya evlerinin bilinen ilk görsellerinin, 1820 yılında Fransız seyyah Léon de Laborde tarafından çizilen gravürlere dayandığını söyleyen Karpuz, bu çizimlerde evlerin tek ve iki katlı, toprak damlı olarak tasvir edildiğini, aynı gravürlerde şehrin dış surları ve kulelerinin de açıkça görüldüğünü ifade etti. Ancak bu surların, 1820’li yıllardan itibaren yıkılmaya başlandığını sözlerine ekledi.

CELİLE HANIM’IN BÜYÜK HİZMETİ
Celile Berk Butka (1914–1985)’nın doçentlik tezi olarak yayımlanan “Konya Evleri” adlı eserine atıfta bulunan Karpuz, çalışmanın Türk konut mimarisi ve yerel mimarlık tarihi açısından son derece kıymetli olduğunu vurguladı.

Celile Berk’in 1940’lı yıllarda geleneksel Konya evlerinin toprak damlı olduğunu belirttiğini aktaran Karpuz, incelediği 40 Konya evinden günümüze yalnızca Nakipoğlu Köşkü’nün ulaştığını, diğerlerinin yıkıldığını söyledi.

Butka’nın çalışmasının yalnızca binaları değil, bu yapıların içindeki yaşam kültürünü ve şehircilik dokusunu da ele aldığını belirten Karpuz; plan tiplerini teknik çizimlerle belgelediğini, yapı malzemeleri, süslemeler ve ince işçilik detaylarına geniş yer verdiğini ifade etti.

Bugün büyük bölümü yok olan Konya evlerinin o günkü hâllerini kayıt altına aldığı için eserin önemli bir arşiv niteliği taşıdığını dile getiren Karpuz, Safa Odabaşı’nın Nakipoğlu Köşkü önünde TRT için hazırlanan “Ev ve İnsan” belgeselinde bu çalışmadan söz ettiğini hatırlattı.

ELDEM, MİLLİ BİR BİLİNÇ OLUŞTURDU
Sedad Hakkı Eldem’in öncülük ettiği Milli Mimari akımına değinen Karpuz, Eldem’in düşünce dünyasının merkezinde Türk Evi kavramının yer aldığını belirtti. Sofa etrafında örgütlenen plan şeması, mahremiyeti önceleyen mekân kurgusu, insan ölçeği ve iklimle uyumlu cephe düzeninin bu anlayışın temel unsurları olduğunu söyledi.

Eldem’e göre Türk evinin sadece bir konut tipi değil, bir hayat felsefesi olduğunu vurgulayan Karpuz; komşuluk ilişkilerinden aile yapısına kadar pek çok değerin bu mimari formun içinde saklı olduğunu ifade etti.

İstanbul Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, Zeyrek SSK Binası, Yalova Termal Oteli ve Boğaziçi’ndeki konutların, Eldem’in mimarlık anlayışının somut örnekleri olduğunu belirterek, Eldem’in yalnızca binalar değil, bir mimarlık bilinci inşa ettiğini dile getirdi.

MİLLİ KÜLTÜRÜMÜZÜN BEŞİĞİ EVLER
Ortadoğu’daki Dürzi ve Maruni çatışmalarından kaçan Marunilerin Konya’ya yerleştiğini belirten Karpuz, Batı tarzı Atatürk Evi ile Arap Kostik’in Evi’nin de Maruni kökenli yapılar olduğunu söyledi.

Koyunoğlu Müze Evi, Konya Yazarlar Birliği binası ve Köprübaşı Karakolu’nun dikkat çeken yapılar arasında yer aldığını ifade eden Karpuz, milli kültürümüzün beşiği olan evleri maalesef yeterince koruyamadığımızı belirtti. Günümüze ulaşan evlerin çoğunun 1930’lu yıllarda yapıldığını, bu kayıplarda herkesin payı olduğunu söyledi.

1982 yılından itibaren yaklaşık 150 evin koruma altına alındığını, ancak günümüzde korunabilen ev sayısının 40–50 civarında olduğunu belirten Karpuz, bu evlerin Celâl Sokak, Sokullu Mehmet Paşa Sokak, Gül Sokak ve Mengüç Caddesi üzerinde yoğunlaştığını ifade etti.

Konya evleri üzerine akademik çalışmalar yapan isimleri ise Safa Odabaşı, Metin Sözen, Osman Dülgerler, Mine Ulusoy, Erkan Aygör ve Arif Nüsret Turgut olarak sıraladı.
Sohbetin soru-cevap bölümünün ardından HİSDER Başkanı Prof. Dr. Önder Kutlu, Mehmet Tatlı ve Talip Tülükcü tarafından Prof. Dr. Haşim Karpuz’a derneğin hediyesi takdim edildi. Program, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi. (Veli Şengül)

Reklam alanı

Son dakika gelişmelerden anında haberdar olmak için WhatsApp haber kanalımıza katılın.

Kanala Katıl

Gelişmelerden zamanında haberdar olmak istiyor musunuz? Google News’te KONHABER'e abone olun.

Abone Ol
Yasal Uyarı: Yayınlanan haberler, köşe yazıları, fotoğraflar, yazı dizileri ve her türlü eserin tüm hakları Mirajans Medya İletişim Reklam Haber ve Prodüksiyon A.Ş.'ye aittir. Kaynak gösterilerek bile olsa eserin bütünü veya bir kısmı özel izin alınmadan kullanılamaz.

⚡ BU HABERE EMOJİYLE TEPKİ VER!

👏 0
❤️ 0
😊 0
😡 1
👎 1
😂 1
😢 0
😲 0
Toplam 3 tepki

Yorum Yap