Yağışlı geçen sezon barajları doldurdu, kuruyan göllere yeniden hayat verdi. Ancak uzmanlara göre tehlike geçmiş değil. Konya'da yeraltı sularındaki çekilme sürerken, Beyşehir Gölü istenen seviyeye ulaşamadı. İklim değişikliğinin etkileriyle yağışların zamanı ve şekli değişirken, Ziraat Yüksek Mühendisi Celil Çalış, suyun her damlasının daha dikkatli kullanılması gerektiğini söyledi.
Türkiye genelinde son dönemde etkili olan yağışlar barajlar ve göllerde önemli ölçüde doluluk artışı sağlarken, Konya'da su kaynakları ve iklim değişikliği konusunda Ziraat Yüksek Mühendisi Celil Çalış tarafından yapılan değerlendirmede geleceğe yönelik risklerin devam ettiği belirtildi.
Yağışlarla birlikte barajlar doldu
Celil Çalış, "Bu yıl özellikle Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde etkili olan yağışlar sayesinde çok sayıda barajın tam kapasiteye ulaştı. Öte yandan Türkiye genelinde 183,4 milyar metreküplük yüzey suyu depolama kapasitesinin doluluk oranı yüzde 75'e ulaştı. Bu yıl için ciddi bir su riski görülmüyor ancak mevcut durumun geleceğe ilişkin endişeleri tamamen ortadan kaldırmadığını da bilmemiz gerekiyor" ifadelerine yer verdi.
"Tedbirlerin devam etmesi gerekiyor"
Ziraat Yüksek Mühendisi Celil Çalış, yüzey ve yeraltı sularında bu yıl yaşanan iyileşmeye rağmen su tasarrufu ve iklim değişikliğine uyum konusunda tedbirlerin sürdürülmesi gerektiğini söyledi.
"Geçen yıl yüzde 30 seviyelerinde kaldı"
Son 20 yılda yapılan baraj ve gölet yatırımlarıyla Türkiye'nin toplam yerüstü su depolama kapasitesinin 183,4 milyar metreküpe ulaştığını ifade eden Calış, bu kapasitenin 2025 yılında yalnızca yüzde 30 seviyesinde dolu olduğunu hatırlatarak, bu durumun yalnızca tarımsal sulamayı değil, içme suyu ve sanayide kullanılan suyu da olumsuz etkilediği söyledi.
"Beyşehir Gölü henüz istenilen seviyeye ulaşamadı"
Orta Anadolu Bölgesi özelinde değerlendirildiğinde, bu yıl sulama yapılmayan alanlar nedeniyle yaklaşık 1 ila 1,5 milyar metreküplük suyun yeraltı rezervlerinde kaldığını söyleyen Celil Çalış, "Buna karşın bölgenin ve Türkiye'nin en önemli su kaynaklarından biri olan Beyşehir Gölü henüz istenilen seviyeye ulaşamadı. Geçen yıla yaklaşık 1 milyar metreküplük eksikle giren gölde bu açığın bir bölümü kapandı ancak hala yaklaşık 300 milyon metreküplük eksiklik devam ediyor. Bu nedenle gölün ovaya tam anlamıyla su verebilecek seviyeye gelmediğini söyleyebiliriz" dedi.
"Su tasarrufu konusunda rehavete kapılmamalıyız"
Celil Çalış, yağışlı geçen bir yılın gelecekteki riskleri ortadan kaldırmadığını vurgularken su tasarrufunun en üst seviyede sürdürülmesi gerektiğinin özellikle altını çizdi.
"Asıl büyük tüketim tarımsal sulamada"
Günlük yaşamda diş fırçalarken veya tıraş olurken yapılan tasarrufların önemli olduğu ancak asıl büyük tüketimin tarımsal sulamada gerçekleştiği ifade eden Çalış, hem yeraltı hem de yerüstü su kaynakları açısından risklerin tamamen ortadan kalkmadığını söyledi. Bu yıl meteorolojik kuraklık ve tarımsal kuraklık açısından ciddi bir endişe bulunmadığı belirten Ziraat Yüksek Mühendisi Celil Çalış, hidrolojik kuraklık ve sosyal kuraklığın etkilerinin devam ettiği sözlerine ekledi.
Konya Ovası'nda yeraltı suları derine indi
Konya Ovası'nda geçmişte 35 metre derinlikten ulaşılan yeraltı sularının bugün birçok bölgede 200 metreye, bazı bölgelerde ise 400 metreye kadar çekildiğini söyleyen Celil Çalış sözlerini şu şekilde sürdürdü: "İklim değişikliği, küresel ısınma ve mevsim kaymaları artık doğrudan hissediliyor ve Konya'nın iklim yapısında da önemli değişimler yaşanıyor. Geçmişte 3-4 metreyi bulan kar yağışlarının görüldüğü bölgede artık 20 santimetrelik kar yağışları bile sevindirici bir gelişme olarak görülüyor. Yine "kırkikindi yağmurları" ve "nisan yağmurları" olarak bilinen yağışlar artık yaklaşık 30-45 gün gecikmeyle gerçekleşiyor ve bu durum hasat ve üretim takvimini de ileriye taşıyor. Öte yandan sıcaklık artışları ve atmosferik değişimler nedeniyle lokal konvektif yağışların daha sık görülmesi, bir mahallede sel yaşanırken birkaç kilometre ötedeki başka bir mahallede kuraklığın devam etmesine neden oluyor.
Çiftçilere ekim takvimi uyarısı
Celil Çalış açıklamalarda özellikle hububat üreticilerinin geleneksel ekim dönemlerini yeniden gözden geçirmesi gerektiğini de söyledi. Eskiden ekim ayında yapılan ekimlerin artık kasım hatta aralık ayına kayabileceğini ifade eden Çalış, bu yıl yoğun yağışlar nedeniyle çiftçilerin tarlalara giremediği, bu nedenle bazı ürünlerin ekimlerinin halen devam ettiğini belirtti.
Konya'da 50-60 bin dekarlık alan yeniden ekildi
Geçtiğimiz yıl ise mart ayında ekilen şeker pancarları ve nisan başında ekilen mısırların, 12 Nisan'da yaşanan don olaylarından etkilendiği ifade eden Celil Çalış, don nedeniyle Konya genelinde yaklaşık 50-60 bin dekarlık alanın yeniden ekilmek zorunda kaldığı ve bunun hem üreticiler hem de ülke ekonomisi açısından önemli kayıplara neden olduğunu vurguladı.
"Doğaya saygı gösterirsek bereketini esirgemez"
Yağışların yalnızca su anlamına gelmediğine dikkat çeken Celil Çalış, yağmurla birlikte doğaya serbest azot, demir ve birçok mikro elementin de ulaştığını ve bu unsurların modern tarım teknikleriyle dahi tam olarak sağlanmasının mümkün olmadığını, doğanın sunduğu bereketin yapay yollarla birebir taklit edilemeyeceğini vurguladı.
Celil Çalış açıklamanın sonunda ise yaşanan sellerin, doluların, taşkınların ve diğer doğal olayların birer uyarı niteliğinde olduğu belirtilerek, "Doğaya saygılı olursak doğa da bereketini bizden esirgemez. Bu yıl yağışlarla birlikte dağlarımızın, ovalarımızın ve ağaçlarımızın nasıl canlandığını gördük. Su kaynaklarımızı koruyarak ve doğayla uyum içinde yaşayarak geleceğimizi güvence altına alabiliriz" dedi.
Son dakika gelişmelerden anında haberdar olmak için WhatsApp haber kanalımıza katılın.
Gelişmelerden zamanında haberdar olmak istiyor musunuz? Google News’te KONHABER'e abone olun.
Konya ovası Karadeniz sahilleri gibi bol yağış alan bir yer değildir; dolayısıyla elimizdeki suyun kıymetini bilmeliyiz. Ilgın Çavuşçu gölü gibi derin olmayan sazlık alanların topraklarını Yaz mevsiminde dozer ve loderler ile kazıyıp, hafriyat kamyonlarına yüklemeliyiz. Baraj ve göletlerde biriken suyun derinliği çok olursa suyu da o kadar serin olur; ve aşırı sıcaklarda buharlaşmaz. Bu verimli toprakları park ve bahçelerde kullanmalıyız.
Kentimizdeki barajların suyunu korumalıyız; ve bu suları hemen şehir şebekesine aktarmalıyız. Bu amaçla çok geniş olan üstü kapalı bir alanı su arıtma tesisis olarak kullanmalıyız.
Kentimizin su ihtiyacını kış mevsiminde baraj, göl ve göletlerden karşılıyoruz. Yaz mevsiminde aşırı sıcaklar çökünce hemen yeraltı su kaynaklarına yöneliyoruz. Barajlarımızdaki suyu kent merkezi civarına yapılacak çok geniş ve kapalı olan su arıtma tesislerine yönetmeliyiz.
Celil bey, konuyu ve önemini yerli yerince açıklamış. Bilgilendirme için teşekkürler. Aslında mesajı da tek cümlede özetlemiş, "...Doğaya saygı gösterirsek, bereketini esirgemez..."
CELİL BEY KONYA İÇİN VE ÜLKEMİZ İÇİN BULUNMAZ BİR NİMET ..ALLAH RAZI OLSUN
Konya ovası tarımın yoğun yaşandığı düz abir alan olmasından ötürü bir bakıma avantajlı ama; diğer yönden motopomplar ile yeraltından çok su çekildiği için aç ve susuzluk riskini de barındırıyor. Ayrıca çok yağış alan bir bölge değiliz. Yalnızca kış mevsiminde yağış alıyoruz. Bazen onu da bulamıyoruz.
Yorum Yap
Ukrayna İran gemisine saldırdı
Tekme tokat dövdükleri gencin kolyesini çalıp kaçtılar
Yaz ortasında kış! Yıldırım düştü, elektrik sistemi devre dışı kaldı
Arka Sokaklar dizisinin senaristi, seyircileri üzecek kararı açıkladı
Konya'da kaza! 2 kişi yaralandı
Bakan Güler Suudi Arabistanlı mevkidaşıyla görüştü
Yüksekova Kaymakamı ineği telef olan aileye inek ve buzağı hediye etti
İran: 15 günlük süreçte 11 ABD savaş uçağını ve 17 İHA'yı imha ettik
Kazakistan Cumhurbaşkanı'ndan Ukrayna'da barış için 'İstanbul' önerisi
Deprem oldu zannetiler, odanın duvarı yıkıldı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti İstanbul Milletvekili Halis Dalkılıç'ı kabul etti
Okçuluktan hüsn-i hata geleneksel sanatlar Konya Kültür Yolu Festivali’nde
Haber Ara