Arabayı devirmemek kabahat oldu
08 Şubat 2012 - 08:29:43
İki kişi birden söyleyince laf ciddiyet kazandı... Rasim Ozan Kütahyalı, geçen günkü yazısında "eski Türkiye'ye dönüş için çılgınca bir zorlama olursa bu iç savaşa kadar gider" dedi. Sonra da ekledi: "Cebir ve şiddete dayalı zorlama halinde kazanacak taraf bellidir ama sonuç olarak Türkiye'ye elli yıl kaybettirir."
Öte yandan, daha düne kadar kendisine ağız dolusu küfür edenlerin şimdi iktidarla papaz olunca hemen kucak açtıkları, hatta tepelerine çıkardıkları (tam sayfa ayırmışlar!) Mehmet Altan, "cami ile kışla savaşında kanlı bir gelecekten korkuyorum" diyor... Bunu da zevkle yazıyorlar.
Tercüme edelim: Ordu gene bir darbe yapmaya kalkarsa bu sefer silahlı direnişle karşılaşır. Bu sefer artık Yeltsin gibi tankın üstüne çıkacak birileri vardır. (Dindarlar, sıkıyı görünce kaçacak delik arayan "solcular" gibi pısmazlar.) Çok kan dökülür, iç savaşı elinde uçağı, tankı ve topu olan bürokrasi kazanır ama memleket de biter.
Her anlamda elli yıl önceki düzeyine geri döner.
Bu hengameden de "bağımsız bir Kürdistan" çıkar mı? Çıkabilir.
Kaldı ki, böyle bir iç savaşta hiçbir yabancı ülkenin dindarlara para ve silah yardımı yapmayacağını varsayıyoruz ki, pek akla yakın değildir. Ayrıca ordunun bölünmeyeceğini varsayıyoruz ki, o da tartışmalıdır.
Böylece, manyakların elinde çılgın serüvenlere atılacak bir bürokrasi, kendi çocuğu olan Türkiye Cumhuriyeti'ni gene kendi elleriyle öldürmüş olur.
Zaten bunu gördüğü için PKK örgütü de AKP'ye düşmandır. PKK için en güzel çözüm Türk faşistlerinin, yani "kankalarının" iktidara gelmeleridir!
Bu durumda "liberal aydınların" hükümeti eleştirerek desteklemek yerine onunla papaz olmaları ne kadar akılcı bir davranıştır, onu da Cihangir kahvehanelerinde bit kıran entellerin tartışmasına açıyorum...
Rasim Ozan "kanlı bir gelecekten" korkmuyor, bu ihtimalin "sıfıra yakın" olduğunu söylüyor.
Mehmet Altan ise, iş ve para kaybetmenin hıncıyla, yangına körükle gidiyor. O yangının asıl, ağabeyinin "Kürtler gitmek istiyorlarsa bırakalım gitsinler" tavrı hayata geçirilirse parlayacağını göremiyor. "Arabayı devirmek istemeyenleri" arabayı uçuruma itmemekle suçluyor.
Eski Türkiye'den yeni Türkiye'ye geçiş sancılı oldu, başka türlüsü de beklenemezdi.
On yıla yayıldı, belki bir on yıl daha alacak.
Mehter adımlarıyla ilerliyor ama ilerliyor.
Öte yandan, daha düne kadar kendisine ağız dolusu küfür edenlerin şimdi iktidarla papaz olunca hemen kucak açtıkları, hatta tepelerine çıkardıkları (tam sayfa ayırmışlar!) Mehmet Altan, "cami ile kışla savaşında kanlı bir gelecekten korkuyorum" diyor... Bunu da zevkle yazıyorlar.
Tercüme edelim: Ordu gene bir darbe yapmaya kalkarsa bu sefer silahlı direnişle karşılaşır. Bu sefer artık Yeltsin gibi tankın üstüne çıkacak birileri vardır. (Dindarlar, sıkıyı görünce kaçacak delik arayan "solcular" gibi pısmazlar.) Çok kan dökülür, iç savaşı elinde uçağı, tankı ve topu olan bürokrasi kazanır ama memleket de biter.
Her anlamda elli yıl önceki düzeyine geri döner.
Bu hengameden de "bağımsız bir Kürdistan" çıkar mı? Çıkabilir.
Kaldı ki, böyle bir iç savaşta hiçbir yabancı ülkenin dindarlara para ve silah yardımı yapmayacağını varsayıyoruz ki, pek akla yakın değildir. Ayrıca ordunun bölünmeyeceğini varsayıyoruz ki, o da tartışmalıdır.
Böylece, manyakların elinde çılgın serüvenlere atılacak bir bürokrasi, kendi çocuğu olan Türkiye Cumhuriyeti'ni gene kendi elleriyle öldürmüş olur.
Zaten bunu gördüğü için PKK örgütü de AKP'ye düşmandır. PKK için en güzel çözüm Türk faşistlerinin, yani "kankalarının" iktidara gelmeleridir!
Bu durumda "liberal aydınların" hükümeti eleştirerek desteklemek yerine onunla papaz olmaları ne kadar akılcı bir davranıştır, onu da Cihangir kahvehanelerinde bit kıran entellerin tartışmasına açıyorum...
Rasim Ozan "kanlı bir gelecekten" korkmuyor, bu ihtimalin "sıfıra yakın" olduğunu söylüyor.
Mehmet Altan ise, iş ve para kaybetmenin hıncıyla, yangına körükle gidiyor. O yangının asıl, ağabeyinin "Kürtler gitmek istiyorlarsa bırakalım gitsinler" tavrı hayata geçirilirse parlayacağını göremiyor. "Arabayı devirmek istemeyenleri" arabayı uçuruma itmemekle suçluyor.
Eski Türkiye'den yeni Türkiye'ye geçiş sancılı oldu, başka türlüsü de beklenemezdi.
On yıla yayıldı, belki bir on yıl daha alacak.
Mehter adımlarıyla ilerliyor ama ilerliyor.
Bu yazı toplam 269 defa okundu
Yazara Ait Diğer Yazılar
CANLI YAYINLARCANLI YAYINLAR
ÇOK OKUNAN HABERLERÇOK OKUNAN HABERLER
ÇOK YORUMLANAN HABERLERÇOK YORUMLANAN HABERLER
YAZARLARYAZARLAR
NAMAZ VAKİTLERİNAMAZ VAKİTLERİ
23 Mayıs 2012, Çarşamba
İmsak:
04:54
Güneş:
06:16
Öğle:
12:10
İkindi:
15:17
Akşam:
17:51
Yatsı:
19:06
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.© 2006-2008
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Tel: 444 0 155 | Faks: (0332) 350 43 04
Alexa
alexa
Tel: 444 0 155 | Faks: (0332) 350 43 04















