Konya  -6 °C
AA Haber Akademisi kapılarını açtı
09 Şubat 2012 - 15:36:25
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Anadolu Ajansının çok önemli bir faaliyetine tanıklık ettiklerini belirterek, ''Haber Akademisi ismiyle öğrenci alarak arkadaşlarımıza belli süreçte eğitimin verilmesi, onların iyi bir gazeteci olarak yetiştirilmesi ve bu konuda iyi yetişmiş insanlar olarak çalışmalarına başlaması amacıyla güzel bir program ortaya konuldu'' dedi.
AA Haber Akademisinin açılışını yaparak ilk dersi veren Başbakan Yardımcısı Arınç, 1920 yılında kurulan Anadolu Ajansının, 100. kuruluş yıl dönümünde nasıl bir vizyonla ve dünyadaki sayılı haber ajansı içerisinde ismi bilinen, duyulan bir ajans olarak yoluna nasıl devam edeceği konusunda bir çalışma içerisinde olduklarını söyledi.
 
''Genel Müdürümüz Kemal Öztürk'ün göreve başladığı 6 aydan bu yana çok güzel gelişmeler oldu'' diyen Arınç, ''Şüphesiz bu kurum, kıdemli bir kurumdur. 6 Nisan 1920'de büyük Atatürk tarafından kurulmuştur. Şu anda 92. yıl dönümündeyiz'' dedi.     
 
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Anadolu Ajansını kurmasının iki sebebi bulunduğuna dikkati çeken Arınç, ''Birincisi parlamento çalışmalarının duyurulması, yasama çalışmalarının halka iletilmesi konusunda ona bir görev verilmiş. İkincisi ve en önemlisi, milli mücadele devam ediyordu. Bağımsızlık mücadelemizin, Türkiye ve dünyaya daha iyi tanıtılabilmesi, bir haber ajansı yoluyla mümkün olabilirdi. Dolayısıyla 92 yıldan bu yana ajansımızda görev yapan genel müdür ve çalışanlarının her kademesinde emekleri geçen tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz, rahmete kavuşmuş olanlara Allah'tan rahmet diliyoruz'' şeklinde konuştu.     
 
Geçmişten bu yana birçok genel müdürün AA'da görev aldığını, onlara da emeklerinden dolayı teşekkür etmek istediğini ifade eden Arınç, şunları kaydetti:     
 
''Ancak her yenilik, her atılım, misyonumuza uygun yeni vizyon arayışları bence çok önemlidir. Dolayısıyla bugün bu konferans salonunun yenilenmiş olmasından tutunuz, Anadolu Ajansı'na dar gelen, aslında çalışanlarımızı bir hayli sıkan bu dar ve küçük kurumun içerisindeki yenilikler dahi dikkatimizi çekmektedir. Ancak onun ötesinde haber akademisiyle ve 100. yılı vizyonumuz içerisinde hedeflerimizde inşallah göreceksiniz, Anadolu Ajansı bugüne kadar en büyük atılımı yapmış olacak, hedeflediğimiz noktaya en azından 100. yılımızda gelmiş olacak. Dünyadaki en önemli haber ajanslarından 5'inin içerisinde yer alacak bir hedefi gözetliyoruz. Çok yakın zamanda başlayacak Arapça ve Boşnakça ile 11 dilde habercilik yapan bir Anadolu Ajansı ile devam etmek istiyoruz.''
 
AA Haber Akademisinin açılışını yaparak ilk dersi veren Başbakan Yardımcısı Arınç, Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğünün kendisine bağlı bir kuruluş olduğunu anımsatarak, ''O da çok önemli çalışmalar yapıyor. Özellikle yeni genel müdürümüzün daha hızlı, daha etkili, daha şümullü bir çalışmasını gözlemliyorum'' dedi.
 
Arınç, geçtiğimiz hafta sonu Bursa'da İletişim Fakültesi dekanları ile YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya başkanlığında önemli bir toplantı yaptıklarını dile getirerek, ''Amacımız da 2003 yılında yapılan İletişim Şurası'nın devamını veya bir yenisini bu yılın haziran ayında yapmak. Onun ön çalışması olarak da Türkiye'de 42 üniversitenin iletişim fakültesi dekanlarını Bursa'da buluşturduk. İletişim Dekanları Konseyi İLDEK'in de işbirliği ile gayet faydalı, yararlı bir çalışma yaptığımıza inanıyorum. 3 oturumda tebliğler sunuldu. Yararlı çalışmalar oldu sonunda da bir değerlendirme oldu'' diye konuştu.
 
Türkiye'de şu anda 50 civarında iletişim fakültesi bulunduğunu kaydeden Arınç, şunları kaydetti:
 
''Bunlardan bir kısmı kurulmuş ama henüz öğrenci almaya başlamamış, ama 42'si, en eskisinin de Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi olmak üzere çalışmalarına devam ediyor. Her sene birkaç bin mezun veren iletişim fakültelerinin geleceğinin de tartışıldığı bir toplantı oldu. Öğrenci sayısı, bundan sonraki hedefler, mezunlarımızın iş alanları konusunda da bence faydalı çalışmalar oldu. Ama bu konunun birinci derecede sorumlusu diyebileceğimiz Yüksek Öğretim Kurulu başkanıdır. O şüphesiz konuşulan konular üzerinde bir değerlendirme yapacaktır. Ama biz yeni medya düzeni konusunda da iletişim fakültelerinin bize söyleyeceklerini merakla bekledik ve onlardan da yararlandık. Şunu unutmayalım, Radyo Televizyon Üst Kurulu da benim uhdemdedir. 1994'te çıkarılan kanunun çok eskidiğini, mutlaka değiştirilmesi gerektiğini biliyorduk. Çünkü AB yönergeleri ile AB sürecinde de bizim yeni bir RTÜK Kanunu yapmamız gerekirdi. Bu kanunun yapımı sırasında iletişim fakültelerinden yararlanmıştık. Dolayısıyla bir deneyim paylaşımı olarak da iletişim fakülteleri ile daha çok iş birliği yapmamız gerektiğini düşünüyorum.''
 
Arınç, AA Haber Akademisine öğrenci alınırken sadece iletişim fakültesi mezunlarının tercih edilmediğine dikkati çekerek, ''Buna gerek de yok. İhtiyaç da yok. 4 yıllık üniversiteyi bitirmiş arkadaşlarımızla, bu konuya merak duyan herkesi içine alacak çalışma yapmalıydık. Esasen ben de biliyorum ki, iletişim fakültesi mezunlarının da mutlaka basın yayında görev alacakları diye bir kural yok, doğru da değil. Özel sektörde de hayatın her alanında da iletişime ihtiyaç var'' dedi.
 
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''iletişim'' kelimesini ilk defa AA Genel Müdürü Kemal Öztürk'ün ağzından duyduğunu dile getirerek, ''İletişim kelimesini ilk defa Kemal beyin ağzından duydum. Doğrusu Türkçe'yi iyi konuştuğu söylenen bir kişi olarak, iletişim-ileşitim hatta bazen böyle espri yapmak için iletişim miydi, ileşitim miydi derken Kemal bey bizi ikna etti. Biz İletişim Ofisini TBMM'de 2003 yılında faaliyete geçirdik ve başarı ile yönetildi. Ondan çok yararlandık. Daha sonra meclisteki Teşkilat Kanunumuzu İletişim Ofisi birimi kurmaya kadar götürdük. Dolayısıyla o ofisten yetişmiş arkadaşlarımızın bugün de meclis başkanlarına çok güzel hizmet verdiğini biliyorum. Ama bu kelimenin Türkiye'de yerleşmesi daha çok işlevsel hale gelmesi inanıyorum ki bizim mecliste yaptığımız çalışmalarla olmuştu. Herkesin görevi vardı. Süzülüyor bir araya getiriliyor, meclis başkanının önüne konabiliyor. Ve siyasal iletişim de dahil olmak üzere her konuda konferanslar, davetler, yazılı metinler, randevular, rapor haline getirilir. Bir hizmet sunulabiliyordu. İletişim önemli, buna daha çok artık ihtiyacımız var. Bu konuda Türkiye'de de kimsenin itirazı kalmadı zannediyorum'' ifadelerini kullandı.
 
Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğünün kendi alanında hizmetleri bulunduğuna da işaret eden Arınç, şunları söyledi:
 
''O da TRT gibi pek çok dilde yayın yapabiliyor. Web siteleri ile devlet enformasyon sistemi ile web sayfası ile büyük hizmetler yapıyor. Yine bu dönemde bana bağlı olarak kurulan Kamu Diplomasisi Genel Koordinatörlüğü oldu. 2010 Şubat ayında Başbakanlık genelgesi ile bu kurum hayata geçti. Başına da Başbakanlık Başmüşaviri İbrahim Kalın'ı getirdik. Çok fazla afişe edilen çalışmalar içerisinde değil ama bizce çok önemli bir çalışmayı kamu diplomasisi koordinatörlüğümüz yapıyor. Belki onu belki ayrı bir bölüm olarak, ders olarak, Kemal beyden de rica edelim, İbrahim Kalın'ın burada arkadaşlarımıza sunacağı konu olarak Kamu Diplomasisine ihtiyacımız var. Biz bunu belki sessiz bir şekilde götürüyoruz. Belki sadece yaptığımız toplantılarla bu iş duyulabiliyor ama Türkiye'nin haklı tezlerinin de, Türkiye'yi pozitif anlamda tanıtma gayreti içinde önemli bir yeri olduğunu düşünüyorum.''
 
Arınç, RTÜK'ün de kendisine bağlı kuruluşlardan birisi olduğunu ve radyo ve televizyon yayıncılığının çok önemli bir hale geldiğini belirterek, ''Bu konuda düzenleyici kurum olarak RTÜK'e daha üst görevler verdik. Özellikle Türkiye'de bugüne kadar kanunun emretmesine rağmen bir türlü yapılamayan radyo ve televizyon frekans tahsislerinin artık yapılması gerektiğini buna ilişkin hükümlerin kanuna konulması icap ettiğini düşündük. Diğer konularda da reklam payları vesairelerde ilerici, ileriye dönük bir kanun hayata geçirmiş olduk. Bir yıldan bu yana da uygulanıyor. Bütün yönetmelikleri de Resmi Gazete'de yayınlanmış oldu'' dedi.
 
Arınç, uhdesinde Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Atatürk Kültür Dil Tarih Yüksek Kurumunun da bulunduğunu vurgulayarak, ''Şüphesiz onlar da anayasada yer alan kurumlardır, kuruluşlardır. Özellikle Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumunun Atatürk'ün vasiyeti ile kurulduğunu ve bunlara yine Atatürk'ün vasiyeti gereğince gelir tahsis edildiğini de unutmayalım. Ancak 82 Anayasası bu dört kurumu bir isim altında bir bütünlük içerisinde tercih etti. 2 Kasım'dan önce çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerle de pek çok konuları yenileştiren kararnameler çıkarmaya muvaffak olduk. Kurumlarımız şu anda görevlerine devam ediyor'' diye konuştu.     
 
-''Kendimi çoğu zaman basın mağduru olarak görenlerden birisiyim''
 
Basın medya alanında bütün yenilikleri takip etmeye mecbur olduklarını ifade eden Arınç, 2004 yılında çıkarılan Basın Kanunu'nun şu anda başarı ile uygulandığını ifade etti.
 
Basın Kanunu'ndan dolayı yüksek bir şikayet almadıklarını ancak Türk Ceza Kanunu'nun bazı hükümleri ve Terörle Mücadele Kanunu'nun bazı maddeleri sebebiyle sıkıntı ve şikayetler olduğunu bildiklerini kaydeden Arınç, şöyle konuştu:
 
''Ancak basın özgürlüğü, basın, gazeteciler, cezaevindeler, yargılanıyorlar... Bunlarla ilgili Türk Ceza Kanunu'nun bazı hükümleri ve Terörle Mücadele Kanunu'nun bazı maddeleri sebebiyle sıkıntı ve şikayetler olduğunu biliyoruz. Detayına girmeyeceğim. Bu konu bu günlerde fazlası ile tartışılıyor. Ama basın ve medya alanında AA açısından daha önce yine bu kürsüden söylediğim bir noktayı hatırlatmak istiyorum. Ben ilk başbakan yardımcısı olarak Anadolu Ajansını ziyaret ettiğimde, burada benim daha önce ajans ile ilgili söylediklerimi hepsinin dökümünü çıkarmışlardı. Bunlardan bir tanesi de şuydu: Ben 40 yıldan beri siyasetin içindeyim. Düşe kalka ama dosdoğru gitmeye çalıştım. Süreç içerisinde Türkiye'de gitmediğim, İl, ilçe, kasaba, köy... Özellikle kendi seçim bölgemde taramadığım mahalle kalmamıştı. Ben nereye gitsem siyasetçi olarak, yanımda en sadık ve güvenilir dost olarak Anadolu Ajansını bulmuştum. Evet pek çok gazeteci geliyordu. Pek çok ajans da vardı belki, ama onların olmadığı yerde yanımızda mutlaka bir Anadolu Ajansı çalışanı bulunuyordu. Şüphesiz bu arkadaşlarımız, yeterli yetersiz, deneyimli deneyimsiz, bu vazifelerini yapıyorlardı. Objektif olmaya sadık bir çalışma içindeydiler. Gördüklerini, duyduklarını yazıyorlar ve haberlerini ulaştırıyorlardı.''
 
Başkalarından çoğu zaman şikayetçi olduklarını hatırladığını dile getiren Arınç, ''Yani konuşmadığımız, yapmadığımız işlerin de bir şekilde haber olarak yayınlandığını görüyorduk. Bu bizi fazlasıyla üzüyordu. 'Hayır böyle bir şey olmadı. Ben böyle bir şey söylemedim. Bu sözün önü de var, arkası da var'. Hiç bunların kar ettiğini görmedim'' dedi.
 
Arınç, ''haberde doğru, objektif olma''nın bir bir kalite olduğuna da işaret ederek, ''Yolu serbesttir. Herkes gördüğünden farklı şeyler çıkarabilir. Bunları konuşabilir ve söyleyebilir. Ama ağızdan çıkan söz, yaptığımız iş doğru ve objektif olarak yayınlanmalıdır. Sonra bunların arasında başka gülünç şeyler de sıkıştırılmaya başlandı. Bunlar da bizi fevkalade üzüyor. Çok şeyler yaşadım. Kendimi çoğu zaman basın mağduru olarak görenlerden birisiyim. Ama şimdi artık bunu söylemem doğru da değil. Çünkü hayatın bir gerçeği var. Belki de dünyanın pek çok yerinde de böyle. Ama biz kaliteyi ortaya koyabilirsek, eminim ki karanlıklar dağılacaktır. Önemli olan ışığı yakmak, güzeli göstermek, iyi, doğru ne varsa onlara sahip çıkmaktır'' diye konuştu.
 
Meclis Başkanlığı döneminin, basınla ilgili hatıralar bakımından çok zengin bir dönem olduğunu anımsatan Arınç, şunları kaydetti:
 
''Mesela bu Meclis'e ilk defa kalite belgesini biz kazandırdık. Kalite belgesi almak kolay bir şey değil. O kaliteyi devam ettirmek, ondan da zor bir şey. Büyük bir heyecan içindeyiz. Kalite belgesinin törenini yapacağız, sonra da bayrağımızı göndere çekeceğiz. Tören salonunda her şey çok güzel hazırlandı. Hatta ilave koltuklar, masalar da konuldu. Bir gelin gibi de süslendi. Bütün bunlar bir heyecanı gösteriyor. Gazeteci arkadaşlarımız da geldiler, eksik olmasınlar. Çok iyi hatırlıyorum. 500-600 kişinin tören salonunda olduğunu, her şeyin çok güzel cereyan ettiğini ve kalite belgesini bize takdim eden arkadaşlarımızla fotoğraf çektirdiğimizi hatırlıyorum. O sırada hiç farkında olmadığımız, değer vermediğimiz bir şey var. Arka sıralardan birisinde, koltuğu kırılan bir arkadaşımız yere düşmüş. Ertesi gün bütün haberler; 'Koltuk Kırıldı, Adam Yere Düştü' Olabilir, 500 koltuktan birisinin kırılacağı tutmuş. Şimdi yorumlara bakın; 'Kalite belgesi aldılar ama, koltuğun kalitesi yok.' Bizim kalite boşa gitti. Kalite belgemizden kimse bahsetmedi, Meclis'te bir ilk oluşunu kimse yazmadı. 'Bu Meclis Başkanlığı döneminde, buna muvaffak oldular, iki sene bunun için çalıştı bu adamlar' diye bir kimse dertlenmedi. Fotoğrafını çekmişler, yere düşen adam var, kırılan koltuk var, kalite belgesi yok.''
 
Başkanlığı döneminde Meclis'te Gıda Kalite Belgesi alındığını da anımsatan Arınç, o dönemlerde başdanışmanlığını yürüten AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Kemal Öztürk'ü işaret ederek ''Hepsi onun başının altından çıktı'' diye espri yaptı.
 
Belgenin içeriği hakkında da kısa bilgi veren Arınç, ''Bütün mutfak malzemelerini değiştirdik. Buharda ne kadar pişecek, balık nasıl olacak, çorba nasıl olacak... Hayatta hiç bilmediğim bir şey, ama bu vesileyle öğrendim. Bizim HACCP de güme gitti'' dedi.
 
Bir İngiliz Bayındırlık Bakanı ile ilgili hikayeyi de anlatan Arınç, sözlerine şöyle devam etti:
 
''Adam müthiş işler yapıyor. Yapmadığı kalmamış, bir numara, ama basınla arası iyi değil. Adamın bu yaptıklarından zerre kadar bahsedilmiyor. Düşünmüş, taşınmış, dertlenmiş. 'Ne yapayım da ben de bahsetsinler, beni de yazsınlar.' Sonra büyük bir hüner göstermek gerektiğini düşünmüş ve çok da muvaffak olmuş bu işte. Hepsini Thames Nehri'nin kenarına çağırmış. Demiş ki 'Arkadaşlar, şu kadar yıldan beri bakanım. Yapmadığım köprü kalmadı, üzerinden geçmediğim yer olmadı. Bir gün bile bu adam ne kadar başarılı diye yazmadınız. Allah'tan korkun. Ama bakın şimdi bir şey yapacağım. Yazmaya mecbur kalacaksınız.' Pabuçlarını çıkarmış, Thames Nehri'nin üzerinde yürümeye başlamış, pat pat pat yürüyor. Yetmemiş, parende atmış nehrin üstünde, kültür fizik hareketleri yapmaya başlamış. On dakika sonra dönmüş, 'Hadi yazmayın da göreyim bakalım.' Gazeteciler yapacaklarını yapmışlar. Ertesi gün bütün İngiliz gazeteleri: Yuh olsun. Bayındırlık Bakanı Yüzmesini Bilmiyor''
 
''Ağzınla kuş tutsan, bunlar 'Meclis Başkanı kuş katliamı yapar' diye yazabilir'' şeklindeki sözleri de salonda gülüşmelere neden olan Arınç, anlattıklarına benzer örneklerin çok olduğunu belirtti.     
 
-Arınç'tan akademi öğrencilerine tavsiyeler-
    
Arınç, ''Ama böyle olmaması lazım. Bunun olmaması için de yalvarmak, rica etmek, 'Allah aşkına' demek yeterli değil. Mutlaka iyiyi yapan, doğruyu yapan iyi yetişmiş, kaliteli yetişmiş, dürüst, habercilikte bir numara olmaya amade yeni arkadaşlarımızın yetişmesi gerekiyor'' diye konuştu.
 
Her şeyin magazin ve eleştiriden ibaret olmadığını dile getiren Arınç, şunları söyledi:
 
''Düz haberler sadece yeterli değil şüphesiz. Habercilikteki elbette önemli noktaları anlatan fıkralar da vardır, hani bir köpeğin bir adamı veya kadını ısırmasının haber olmaması da aksi olursa bunun haber olması şeklinde. Bunlar kural değil, bunlar sadece belirli noktaları gösteren, ama yanlış örnekler olarak belki de bunlardan kaçınmamız gerektiğini düşünüyorum. Şüphesiz basın patronlarının da medyanın önde gelenlerinin de bu konuya inanması lazım. Sadece gazetecilerimizle, basında çalışanlarımızla belki kabahati bulmamak, aramamak gerekiyor. Böyle bir gazeteciliği örnek olarak verip 'hadi aslanlarım' deyip arkasını sıvazlayanlar var ya esas mesele bence onlarda.''
 
''Biz Anadolu Ajansı olarak doğrusunu yapmaya çalışacağız, iyisini, güzelini yapmaya çalışacağız'' diyen Arınç, akademi öğrencilerine de seslendi. Arınç, şunları kaydetti:
 
''Sadece eline kalemi alıp haber yazmak, redakte etmek, onu servise vermek de değil. Devir çok değişti. Yeni medya düzeninde bizim bütün teknolojik imkanları çok iyi kullanmamız lazım, çok önde olmamız lazım. Biz şimdi Basın Kanunu içerisine internet medyasını da adapte etmeye çalışıyoruz. Bu kanun çalışmamız da devam ediyor. Ama buradaki haklar ve sorumluluklar noktasında bazı konulara dikkat etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bunları çok iyi öğreneceğiz. Çünkü sadece yazılı basın olarak veya görsel medya olarak sınırlı kalamayız. Bütün teknolojik imkanlara sahip olacaksınız ve hepsini en iyi şekilde kullanma imkanınız olacak. Çok heyecanlı bir mesleğe heves ettiğinizi, arzu ettiğinizi de biliyorum. Siz aynı zamanda çok şanslısınız. 800 arkadaşımız müracaat etmiş bunlardan yüzde 5'i ancak Haber Akademisi'nde eğitim görme fırsatı bulabilmiş. Keşke imkanlarımız daha fazla olsaydı, keşke o arkadaşlarımızın en azından yarısını alabilseydik, ama bu devam edecek. Devam eden bu eğitimlere pek çok kardeşimizin gönüllü olarak geleceğini düşünüyorum.''
 
Medyada etik ve ahlaki değerlerin önemli olduğunu vurgulayan Arınç, ''Herkes işini çok iyi yapmak zorunda. Kurallar varsa kurallara uymak zorunda. Yazılı kurallar yoksa en azından vicdanımızı bu konularda ön plana koyarak haberciliğimizi konuşturmamız gerekiyor'' diye konuştu.    
 
-''Basında da 'fair play' olmalı''-     
 
Sporda ''fair play''in olduğunu, bunun yapılmasıyla sevinildiğini, yapanların ise alkışlandığını anımsatan Arınç, ''Basında da 'fair play' olmalı, gazetecilikte de olmalı. Yani biz çok büyük prim yapacak bir şeyi, bir yanlışlığı, bir çirkinliği gördüğümüz zaman bunu hemen 'şok, şok, şok...' şeklinde haberlerle geçiştirmeyebiliriz, o insanları da düşünerek, empati yaparak bunun ne kadar doğru olduğunu veya olacağını da test etmemiz gerekiyor'' diye konuştu.
 
Eskiden basında ''mektepli alaylı'' tartışmalarının olduğunu hatırlatan Arınç, AA Haber Akademisi öğrencilerinin ''mektepli'' olacağını, konuları ders vereceklerin bilgi dağarcıklarından öğreneceklerini belirtti.
 
AA'nın çalışmalarının ''gönülden tebrik ettiğini'' belirten Arınç, AA Haber Akademisi öğrencilerine de başarı dileklerini iletti. Başbakan Yardımcısı Arınç, ''Her gün, her hafta, her ay yeniliklerle, gelişmelerle ajansımızın kendisinden daha çok bahsettireceğine hepimiz gönülden inanıyoruz'' dedi.
 
Konuşmasının ardından Arınç'a bir akademi öğrencisi tarafından çiçek verildi.
 
Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Kemal Öztürk ise Başbakan Yardımcısı Arınç'a ilk dersi vererek açılışını yaptığı AA Haber Akademisi'nin eğitimci kartıyla eğitimci dosyasını takdim etti. Eğitimci kartını takan Başbakan Yardımcısı Arınç, akademi öğrencileriyle hatıra fotoğrafı da çektirdi.
 
 
 
 
Bu haber toplam 707 defa okundu
Paylaş

Güncel Kategorisinden Diğer Haberler...
CANLI YAYINLARCANLI YAYINLAR
ÇOK OKUNAN HABERLERÇOK OKUNAN HABERLER
ÇOK YORUMLANAN HABERLERÇOK YORUMLANAN HABERLER
YAZARLARYAZARLAR
NAMAZ VAKİTLERİNAMAZ VAKİTLERİ
22 Mayıs 2012, Salı
Konya
İmsak:
04:54
Güneş:
06:16
Öğle:
12:10
İkindi:
15:17
Akşam:
17:51
Yatsı:
19:06
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.© 2006-2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Tel: 444 0 155 | Faks: (0332) 350 43 04
Alexa alexa